We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Nargin-Sararmış keder

7 13 1
03.06.2022

“…Büfenin önündeki kalabalık onu şaşırttı. Daha önce şehirde böyle bir kalabalığı ne görmüş ve ne de duymuştu. Şimdi, insanların bir dergi için sıraya girdiğini duyunca ilgilenmeye başladı. “Acaba bu dergi de nedir? Ne olduğunu merak ediyorum. Orada ne yazıyor?” diye söylene söylene herkes gibi o da sıraya girdi.

Ama onu en çok etkileyen şey, bütün gün deniz kenarında bir kuruş için çalışan hamalların kuyruğa girmesiydi. Birbirlerini itip kakarak gürültü yapan hamallar kuyruğun dergi için olduğunu bilselerdi, belki de bu köşkün önünde değerli zamanlarını kaybetmezlerdi. Görünüşe göre birisi onlara büfede yardım dağıtıldığını söylemişti. Zaten bu diğer arkadaşlarını sıraya çağırmaya yeterliydi.

İnsanların sayı gittikçe artıyordu. Mirza Bey, kalabalığa aldırmadan sabırla bekledi. Sonuna kadar bekleyip bu olayın nasıl sonuçlanacağını merak etti:

-Yahu ne oluyor? Dünyanın işine bak, siyasi çalkantılar zamanı gazete bayilerinde hiç bu kadar kuyruk olmamıştı, ülkeler birbirine savaş açıp kan döktüğün zaman gazetelerin yazdığında insanlar bu kadar ayaklanmamıştı. Ne oldu da şimdi, hamalından zenginine kadar herkes gazete sırasına girdi?”

Nihayet sıra hamallara geldi. Beşi de hemen büfenin dar penceresinden kafalarını sokup neredeyse satıcının ağzına girecekti:

-Kardeş, vallahi bizim yardıma herkesten çok ihtiyacımız var, ne yardım yapıyorsanız bize de yapın. Gecemiz, gündüzümüz yok, yük taşımaktan canımız çıktı, insan taşımaktan sırtımız eğik. Kurban sana kardeşim, bizi eli boş döndürme. Bize de bu yardımdan ver.

Saçlarına yeni aklar düşmüş düzgün giyimli satıcı, hamalların gürültüsüyle irkildi. Gözlüklerinin altından baktı, sorularına cevap vermeye çalıştı, “Bir........

© Türkgün


Get it on Google Play