We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bir Özbek ressamla bağımsızlık üzerine 3: Bağımsızlık, devlet dili ne demekti?

6 8 5
24.09.2021

O zamanlar bizden yaşça büyük olan sınıfların peşlerine takılırdık. Onlara genç milliyetçiler diyorlardı. Müslümanlığı ve milli gayeleri savunurlardı. Çok iyi hatırlıyorum, Taşkent Meydanı’nda büyük bir miting düzenlenmişti. Biz küçük olduğumuzdan bağımsızlık nedir, Özbekistan devlet dili ve bu dilde eğitim almanın ne demek olduğunu bilmiyorduk. Ama genç milliyetçilerin her yaptığı beni ve akranlarımı çok etkiliyordu. Sorularımıza cevaplar arıyorduk. Müzelere, kütüphanelere gittik, ansiklopedileri inceledik fakat hiçbir şey bulamadık. Çok sonradan ‘Türkistan bizim evimiz’ yazılı pankartlar görmeye başladım. Türk kelimesi gitgide çoğalıyordu insanların dilinde. Türkistan demek Türk demekti. O dönem ‘Çalıkuşu’ dizisini izlediğimde Feride’nin Türkçe konuştuğunu duyuyordum televizyondan. Çalıkuşu›ndaki Feride›ye o kadar çok âşıktım ki Türkçe ile aynı kökten gelen bir dile sahip olduğum için çok mutluydum. Ana dilimizin bir olması ve bu yaşadığım sevinci kelimelere dökmek benim için imkânsız, aynı duyguları anlatırken hâlâ yaşıyorum. Özbekistan bağımsız olduktan sonra liseyi bitirdim. Liseden sonra Türkiye’den öğrenci kontenjanı verildi ve bizi Türkiye’ye göndermek istediklerini söylediler. Resim eğitimi için sadece iki kişilik kontenjan vardı. Maalesef ben gidemedim. Hatta o yıl bütün üniversitelere geç kalmıştım. 17-18 yaşlarında idim. Hem annemin çalıştığı bir sanatoryumda hem de kendi işimde bir yıl boyunca çalıştım. Resimler yaptım, ormanları gezdim, dağlardaki çobanlarla görüştüm.........

© Türkgün


Get it on Google Play