menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Medyanın Terörsüz Türkiye karşısındaki safı

9 0
previous day

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iç cephe çağrılarını, mesnetsiz türlü gerekçelere bağlayarak iç cephenin tahkimi girişimlerini tahribata kalkıştılar.

“Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” anlayışının sahibi MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, DEM’e el uzatmasının ardından perçinlenmek istenen milli birlik ve dayanışma hissiyatını devre dışı bırakmak için her yolu denediler.

Bu uğurda başta CHP destekli medya olmak üzere, ellerine geçen gazete köşelerini, televizyon ekranlarını ve sosyal medya mecralarını, kısacası her imkânı seferber ettiler.

Aralarında gazetecisinden akademisyenine, hukukçusundan uzmanına, eski askerinden siyaset eskisine kadar ne ararsan vardı.

Peki, ortada niyet okuması yapılmasını gerektirecek bir durum gerçekten var mıydı?

Onlar böyle bir durum olamasa bile olması gerektiğini, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Türk-Kürt kardeştir, araya giren, bozgunculuğa heveslenen kim varsa kamburdur, kalleştir, kanser hücresidir, kahrolmaya mahkûmdur. Türkiye’ye getirilirken, ‘Her türlü hizmete hazırım’ diyen terörist başı, buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin. Ama devletin terörle masaya oturmasını hiç kimse, hiçbir şart altında beklemesin, aklından dahi geçirmesin” ifadelerini, “Bahçeli'den Öcalan'a çağrı: Ülke menfaatleri uğruna el ele tutuşmaya varım” şeklinde haberleştirerek gösterdiler.

Bu haber hatırlanacağı üzere Halk TV imzalıydı.

Halk TV, söz konusu manipülasyon olduğunda kimsenin ellerine su dökemeyeceğini gösteriyordu.

Böylece Terörsüz Türkiye hedefinin önüne çıkarılmak istenen engellerin ana hattının hangi konunun üzerine oturtulması gerektiğine de işaret ediliyordu.

Niyet okumanın sözcüsü

Terörsüz bir Türkiye’yi istemeyenler, mücadele cephelerini “Öcalan” üzerine inşa ederek terörle mücadelede bedel ödeyen insanlarımızın samimi duygularını istismara yeltenerek işe koyuluyordu.

Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan’ın, “Kurtar bizi Apo” başlıklı yazısında “Çok büyük olasılıkla Devlet Bey’le Recep Bey belli konularda uzlaştılar. Kürt seçmene yakınlık gösterilecek. Ve işin en önemli boyutuna geliyorum… Bu iş için gerekirse Apo da kullanılacak. O nedenle bu yazının başlığını ‘Kurtar bizi Apo’ koydum. Zira kurtarırsa o kurtaracak” ifadelerini yer vermesiyle birlikte, Sözcü’nün Terörsüz Türkiye’ye bakışını Halk TV’nin işaret ettiği noktadan başlattığı anlaşılıyordu.

Köşesinde, “Nereden nereye geldik? 40 yıldır Türkiye’yi kana bulayan, Türk halkına derin acılar yaşatan teröristbaşı, neredeyse ‘Vatan kurtaran kahraman’ ilan edilecek” ifadelerine yer veren Rahmi Turan…

Yine köşesinde, “Gerçekten Terörsüz Türkiye isteniyorsa birlikteliğin teşvik edilmesi gerekiyordu. Gerçek vatanseverlik bu olmalıydı. Fakat iktidar koltuğunu yitirme fedakârlığını göstermedi. Ayağına Meclis’i götürerek Abdullah Öcalan’ı yeniden parlatıp kama yaptı. Tabandaki birleşmenin ortasına sapladı ve bunun adını da ‘Terörsüz Türkiye’ koydu” ifadeleriyle yaşanan gelişmelere bakışını ortaya koyan Necati Doğru…

Ve gerçekleştirdiği röportajda, “Ben de terörsüz Türkiye istiyorum. Ama devletin 25 yıldır hapse tıktığı terör örgütü elebaşının muhatap alınmasına neden olan süreci asla desteklemiyorum. Böyle bir süreç ülkemin ‘terörlü Türkiye’ye dönüşmesine ve nihayetinde devletimizin parçalanmasına neden olabilecektir” diyerek Terörsüz Türkiye girişiminin ülkeyi bölünmeye sürükleyebileceğini öne süren emekli amiral Cihat Yaycı’nın bu düşüncelerinin çarpıcı bir tespit olduğunu savunan Saygı Öztürk başta olmak üzere Sözcü’nün tüm yazarçizeri…

Halk TV’nin attığı ilk işaret fişeğiyle başlatılan terörsüz bir Türkiye’nin karşısına çarpıtma ve istismarla çıkma üzerine kurulu düzenin, günümüze kadar süreceğini gösteriyordu.

Bu arada Sözcü TV’nin, Sözcü gazetesinden ayrışan bir tutum sergilediğini söylemek mümkün değildi.

Terörsüz Türkiye’ye karşı mesafeli oluşları nedeniyle Sözcü ekranlarının başköşesinde sürekli ağırlanan konuklardan biri olan Dr. Naim Babüroğlu, “güvenlik uzmanı” sıfatıyla yaptığı değerlendirmelerde “PKK’nın ancak %3-5’lik bir kısmının silah bırakacağının ortaya çıktığını, onun da Abdullah Öcalan’ın serbest kalması ve yasal tavizler şartına bağlandığını” ileri sürüyordu.

İstismarın ekranı Halk TV

Yaşanan acıların istismarına dayanan söylemler, gerçekleşmesi mümkün olmayan senaryoları kesin olacakmış gibi sunarak, Terörsüz Türkiye’nin yaşanan acılara yenilerinin eklenmemesi amacıyla çıkılan bir yol olduğu gerçeğini gölgelemek için karşımıza çıkarıldı.

Türkiye’nin terörsüz bir ülke yolunda attığı adımlara manşet–yorum–tartışma üçgenindeki en agresif söylemler, Halk TV öncülüğünde geliştirildi.

Cumhur İttifakı’nın terörün tamamen bitirilmesi ve şart koşulmadan örgütün lağvedilmesi yönündeki çağrıları,........

© Türkgün