Orta Doğu'da savaşın gerçek anlamı

Bir tarım yazarı olarak bu hafta biraz alışılmışın dışına çıkmak gerektiğini düşündüm. Çünkü tarım artık yalnızca tarlada, ahırda ya da pazarda konuşulan bir sektör olmaktan çıktı; küresel jeopolitiğin tam merkezinde yer alan stratejik bir alan haline geldi. Bu nedenle Orta Doğu’da yaşanan savaşın mevcut durumu ve olası gidişatı hakkında birkaç değerlendirme paylaşmak istedim. Zira bölgede yaşanan her gelişme enerji piyasalarından ticaret yollarına, gıda ve su güvenliğinden üretim maliyetlerine kadar tarımı doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor. Ancak merak etmeyin; haftaya yine merkezinde toprağın, üretimin ve çiftçinin olduğu yazılarımla karşınızda olacağım.

Orta Doğu’da yaşanan son gelişmeler yalnızca iki ülke arasındaki askeri gerilim olarak okunamaz. Bu çatışma aynı zamanda bölgesel güç dengeleri, Avrasya jeopolitiği ve küresel güç rekabeti açısından çok daha geniş bir anlam taşıyor.

ABD ve İsrail’in bu süreçteki temel iddiası, İran’ın nükleer tesislerini ve füze altyapısını ortadan kaldırmaktı. Ancak ortaya çıkan tabloya bakıldığında bu hedeflerin büyük ölçüde gerçekleşmediği görülüyor. İran’daki bazı nükleer tesislerin zarar gördüğü doğru olsa da bu tesislerin tamamen yok edilmediği anlaşılıyor. Üstelik İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının önemli bir bölümünü önceden farklı noktalara taşıdığı da uluslararası analizlerde sıkça dile getiriliyor. Bu da operasyonun stratejik hedeflerinin tam anlamıyla karşılık bulmadığını gösteriyor.

Buna karşılık saldırıların önemli bir bölümünün sivil yerleşim alanlarını ve altyapıyı hedef aldığı görülüyor. Yerleşim bölgelerinin vurulması ve sivillerin hayatını kaybetmesi, savaşın askeri hedeflerinden çok daha farklı bir tablo ortaya çıkardı.

İran ise bu saldırılara........

© Türkgün