Jeopolitik riskler ve tarımın geleceği |
Değerli okurlar, 2025 yılının son çeyreğini geride bıraktık, 2026 yılının ilk çeyreğinin ortalarına doğru ilerlerken küresel ekonomi ve diplomasi koridorlarından gelen sinyaller, alışık olduğumuz “eski dünyanın” yerini, belirsizliklerin kural haline geldiği yeni bir düzene bıraktığını gösteriyor. Artık ekonomi sadece rakamlarla değil; stratejistler, savunma planlamacıları ve iklim bilimcilerin analizleriyle şekilleniyor.
Japonya merkezli dünyaca ünlü bir düşünce kuruluşu olan Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Araştırma Enstitüsü (RIETI) tarafından yayımlanan güncel çalışmalar, ABD-Çin geriliminin artık basit bir ticaret savaşından öte, küresel değer zincirlerini kökten değiştiren bir “teknoloji kısıtlaması” operasyonuna dönüştüğünü kanıtlıyor. Özellikle yarı iletken ve telekomünikasyon sektöründe Japon firmalarının Çin’den çıkış eğilimi, ekonomik rasyonalitenin yerini jeopolitik güvenlik kaygılarına bıraktığının en somut göstergesidir.
Öte yandan, Japonya’nın son on yılda para arzını dört kat artırmasına rağmen yaşadığı şoklar ve yenin dolar karşısındaki değer kaybı, küresel korumacılığın ne denli sarsıcı olabileceğini gösteriyor. OECD’nin 2025 mart ayı raporundaki öngörüsü ise oldukça karamsardı: Küresel büyüme 2026’da yüzde 3’e kadar gerileyecek. Bu, yatırım ve hane halkı harcamaları üzerinde ağır bir “belirsizlik baskısı” demektir.
Dünya bir yandan G7’nin Batı değerlerini koruyup koruyamayacağını tartışırken,........