Hollanda başardı, Türk çiftçisi daha iyisini yapar! |
Değerli okurlar, sevgili çiftçi, üretici dostlarım…
Bazı sabahları çizmelerimi giyip tarlaya bastığımda ya da bir köşe yazısının başına geçtiğimde zihnimde hep aynı soru dönüp durur: Biz bu bereketli Anadolu topraklarında, güneşin ve suyun cömertçe sunulduğu bu topraklarda neden potansiyelimizin gerisinde kalıyoruz?
Geçenlerde coğrafi verileri incelerken yine o çarpıcı gerçekle yüzleştim: Hollanda… Yüzölçümü topu topu Sivas’ın 1,5 katı kadar!Hani haritada parmağınızla kapatsanız kaybolacak bir ülke. Ama gelin görün ki ABD ardından dünyanın en büyük ikinci tarım ürünleri ihracatçısı! Devasa topraklara sahip o dev devletlerin 200’de biri kadar karaya sahipler ama kürsüde onlarla yan yana duruyorlar.
Peki, nasıl oluyor da Avrupa Birliği’nin tarım arazilerinin sadece yüzde 1’ine sahip olan bir ülke (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre), dünya gıda ihracatının yaklaşık yüzde 6’sını üretebiliyor?
Gelin anlatayım. Çünkü bu hikâye sadece teknoloji hikâyesi değil; aynı zamanda toprağına sahip çıkan çiftçinin direniş ve iktidar hikâyesidir!
“AÇLIK KIŞI”NDAN SİLİKON VADİSİ’NE
Her şey 82 yıl önce, 1944-45 kışında yaşandı. Tarihe “Açlık Kışı” olarak geçen o uğursuz, kötü geçen dönemde Alman işgali altındaki Hollanda’da yiyecek sevkiyatı durdu. İnsanlar soğukta kilometrelerce yürüyüp bir torba patates için ziynet eşyalarını takas etti; lale soğanları, pancar yiyerek hayatta kalmaya çalıştı. Günlük kalori miktarı 580’e kadar düştü. 22 binden fazla insan açlıktan can verdi.
İşte o büyük felaket, Hollanda’nın kaderini değiştirdi. “Bir daha asla aç kalmayacağız” dediler ve tek bir slogan etrafında kenetlendiler: “Yarısı kadar kaynak kullanarak iki kat daha fazla üret!”
Bugün ortaya çıkan tablo insanı hayrete düşürüyor:
Patates verimine baktığımızda dönüm başına (dekar) yaklaşık 2 ila 3 ton........