Mizan / Dikkat! Siyah beyaz hakikat

​"Kuşlar uçtuklarında gökyüzünü mülk edindiklerini sanırlar; sömürgeci ise gökyüzünü kafese çevirip adına özgürlük der."
​*
​Tarihte, iktidar ve onun insan üzerindeki etkisi, en önemli felsefî ve ahlakî soru(n)lardan birisi olmuştur. Gerçekten bir imparatorluğun yükselişinde de, bir halkın insanlıktan çık(arıl)masında da "gizli" bir cevabı vardır: iktidar sahibi, başkalarının ufkunu kendi penceresinin boyutu yapar.

​Oysa, gücü elinde tutanların bilge ve erdemli olması gerektiği, hırs veya korkuyla yönetmenin bir yozlaşma ve tehlike olduğu¹;
Eğer, "güç" iradesi acımasız bir tahakküm arzusuna dönüşürse insanlıktan çıkan bir yapı, bir sistem doğuracağı²;
Yozlaşan sistemlerin "sıradan" insanlarının birer zalime dönüşebileceği³;
Bu sınırsız otoritenin, bireyin ve sistemlerin ahlakî sınırlarını aşındıracağı⁴ bilinen gerçeklerdi ama ne duyan oldu ne de umursayan...
​Neticede, 17. yüzyıldaki "Britanya Ruhu" evrimleşti ve küresel adaletsizliğin ve sömürgeci zihniyetin de adı olur: dünyaya hükmeden, toplumları kontrol eden ve sömürü alanı yaratan...

​Biliyor musunuz?
İnsanlıktan çıkmanın ilk adımı, "öteki"ni insan olarak görmemektir ki, "Britanya Ruhu"ndan "Kovboy Ruhu"na giden yolculukta; Amerika, İspanyollar ile yapılan savaş sonrası 1899 yılında Filipinler'i ilhak etmek istediğinde direnişle karşılaşınca, İngiliz şair Rudyard Kipling⁵, "Beyaz Adamın Yükü"⁶ adlı şiiriyle Amerikan halkına ve yönetimine "erkekçe" bir sınav ver! çağrısı yapar:
​"Omuzla Beyaz Adam’ın yükünü,
Gönder en iyi evlatlarını,
Sürgün et onları uzaklara...
Yeni yakalanmış, hırçın halkların,
Yarı çocuk, yarı şeytan olanların...
Artık vaktidir erkekliğinin,
Geçen yılların şahitliğinde,
Sessiz ve çetin bir sınav vermenin..."

​İşte, o dönemdeki; köle ticareti, kaynakların yağmalanması, yerli kültürlerin ve dillerin sistematik olarak yok edilmesi gibi insanlık dışı durumları düşünürsek, medeniyet götürüyorum diye gelip, önce toprağı sonra ruhları işgal eden beyazın omzundaki yükün, esasen kölenin boynundaki zincir, sırtındaki ayak izi olduğu ve muktedirliğin kurumsallaşmış gücünün sadece bireyleri değil, ekonomik ve idari sistemleri de yozlaştırdığı bu durumun günümüzde farklı biçimlerde yine karşımıza çıktığını görüyoruz;
Mesela, kapitalizmin insan hayatında ve doğada derin eşitsizlikler yaratması; yapay zeka ve veri tekellerinin elinde toplanan gücün, bireyin özerkliğini ve mahremiyetini tehdit ettiği "DijiTahakküm" diyebileceğimiz yeni iktidar biçimi;
iktidarın, toplumu "biz" ve "onlar" diye bölmesi ya da belirli grupları hedef göstermesi gibi popülist söylemlerin artık "siyasi" gücü korumanın da aracı haline gelmesi gibi...

​Gerçekten, ​Kipling’in çağrısıyla Filipinler'de kan dökerek başlayan ve Bağdat'ta bombaya, Şam'da enkaza, Gazze'de de "özgürlük" adına bir halkın topyekün yok edilmesine uzanan Beyaz Adamın 'yükü'nün hiçbir zaman........

© Toplumsal