“25 Celse Boyunca Yıkılmadı”: Diyarbakır’da Bir Kadının Sessiz Direnişi

Bazı programlar vardır, bittiğinde sadece bir yayın kapanmaz. İnsan, mikrofonun karşısından kalksa da anlatılan hikâye zihninde yaşamaya devam eder. Bu hafta “Yalnız Değilsin, Yanındayız” programında konuşulanlar da tam olarak buydu. Bir cinayet dosyasının satır araları değil sadece; bir kadının dağılmamak için verdiği görünmez savaşın hikâyesiydi.

Yarım kalan bir hayat…

25 celse süren bir dava…

Ve bütün bunların ortasında dimdik durmaya çalışan bir kadın: Sevda Kızılkan.

Program boyunca en dikkat çeken şey, yaşanan acının büyüklüğünden çok, o acının altında ezilmeyi reddeden bir kadının sesi oldu.

Diyarbakır’da Bir Mahkeme Salonundan Yükselen Gerçek

Olayın çıkış noktası neredeyse trajikomik denecek kadar sıradan. Çocuklar arasında yaşanan bir tartışma, büyüyen gerilim, kontrolsüz öfke ve sonunda bir insanın yaşamını yitirmesi…

Ama mesele yalnızca bir cinayet dosyası değil.

Bu dava, aslında toplumun yıllardır konuşmaktan kaçtığı başka bir gerçekle yüzleştiriyor bizi: Şiddetin sıradanlaşması.

Bir insanın göz göre göre hayatını kaybetmesi kadar ürkütücü olan başka bir şey daha var artık bu ülkede; insanların yaşananlara müdahale etmek yerine telefon kameralarına sarılması.

Belki de bu yüzden program boyunca en ağır cümlelerden biri şuydu:

“Biz toplum olarak ne zaman bu hale geldik?”

Bu soru yalnızca Sevda Hanım’ın değil, hepimizin sorusu aslında.

25 Celse Boyunca Sadece Bir Dava Görülmedi

Avukat Feyza Nur Işık dosyayı anlatırken hukuki detaylardan çok başka bir noktaya dikkat çekti: Direnç.

Çünkü Türkiye’de birçok kadın, yaşadığı travmanın........

© Tigris Haber