Çürüyen Ahlaki Yapımız
Her toplumun bir omurgası vardır. Bence bu kavramı karşılayan bir kelime var o da; ahlak. Ahlak çökerse, ekonomik kriz de siyasi kriz de sosyal çöküş de kapıya dayanır. Bugün Türkiye’nin pek çok şehrinde –küçük esnaftan büyük yatırımcısına kadar– hızla yayılan bir hastalık var: Kısa yoldan zengin olma iştahı.
Eskiden “helal kazanç” diye bir kavram vardı. Alın teri vardı. Sabır vardı. Bugün ise sabırsızlık toplumun DNA’sına kadar işlemiş durumda.
“Nasıl kısa yoldan köşeyi dönerim?”
“Birilerini ikna etsem de şu işe para toplasam?”
“Biraz güven kazanayım, sonra ne olursa olsun…”
Bu sorular artık gizli kapaklı değil yüksek sesle, bazen gururla konuşuluyor.
Son birkaç yılda öyle bir düzen oluştu ki… İnsanlar olmayan şirketlere ortak arıyor. Hiç yapılmayacak projeler için yatırım topluyor. “Kazanç garantili” vaatler dökülüyor ağızlardan.
Sonra?
Olmayan işe inanan insanların paraları buhar oluyor.
Ortada ne proje kalıyor ne de umut…
Bu durum yalnızca birkaç soytarının yaptığı küçük ölçekli dolandırıcılık değil; toplumun ahlaki dokusunun çürümesi.
En acısı da şu: Bu tuzaklara düşenlerin çoğu, ekonomik sıkıntı yüzünden “belki bir umut” diyerek parasını yatıran insanlar.
Bir de işin başka bir........
