ZİHNİN AYNASINDA BİNLERCE YILLIK YANILSAMA
İnsanlığın Huzursuzluk Tarihine Dair Bir Gözlem
Tarihsel olduğu kadar güncel bir hatanın içindeyiz. Bu hata ne yalnızca geçmişe aittir ne de bugünün icadıdır. Binlerce yıldır süren bir zihinsel körlüğün içinden konuşuyoruz. Önce bunu görmek zorundayız. Çünkü insan, tüm tarihine rağmen hâlâ huzurlu bir yaşamın sahibi olamamıştır. Bu yalın ama sarsıcı gerçek, yüzleşilmeden aşılamaz.
İnsanlık denemediğini bırakmadı. Zigguratlardan tapınaklara, yeraltı şehirlerinden üniversitelere uzanan büyük bir miras inşa etti. Bilgelik okulları kurdu, kutsal mekânlar yarattı, akademiler yükseltti. Düşünen, yazan, sorgulayan beyinler yetiştirdi. Filozoflar, mistikler, bilim insanları, edebiyatçılar geldi geçti. Her çağ kendi hakikat iddiasını üretti. Her yol “son yol” olduğunu söyledi.
Ve yine de insan huzurlu değil.
Deneyimin Bolluğu, Sonucun Yokluğu
Burada mesele, bir filozofun düşünce sistemini anlamak ya da bir peygamberin izinden gitmek değildir. Mesele, bir öğretinin öğrencisi olmak ya da bir geleneğe aidiyet geliştirmek de değildir. Zaten bunu fazlasıyla yaptık. Takip etmeyen neredeyse kalmadı. Sokrates’ten Epiktetos’a, Platon’dan Lao Tzu’ya kadar sayısız isim geldi geçti. Onların adlarıyla okullar açıldı, sistemler kuruldu, öğretiler kutsallaştırıldı.
Ama insan değişmedi.
İnsan hâlâ içsel bir karmaşanın, zihinsel bir çatışmanın, bitmeyen bir gerginliğin içinde yaşıyor. Demek ki bir yerde, çok temel bir şey........
