RUXANEZA: FARK ETMEYİ HATIRLAMAK ÜZERİNE BİR DOKUNUŞ |
Zerzevan’da Ruxaneza Atölyeleri…
Ruxaneza, dört dilin birleşiminden oluşan, çok katmanlı bir yaşam farkındalığıdır: Ruxaneza’yı şöyle açıklayabiliriz: İnsana farklı yerlerden gelen dört ayrı yaşam hediyesi var ve bunlar bir araya geldiğinde yaşam daha dengeli bir hâl alıyor.
Ru, Farsçadan geliyor ve ruh demek. Yani enerji… Bu, insanın içinden gelen o sessiz sesi gibi. “Ben neye yakınım, ne bana iyi geliyor?” diye fısıldayan taraf. Ru’nun hediyesi yön duyusu. Yol göstermiyor ama yön hissettiriyor.
Xa, Kürtçede toprak. Ayağını bastığın yer. Günlük hayat, beden, emek, sabır. Xa’nın hediyesi sağlam durabilmek. Uçmamak, dağılmamak. Ne yaşarsan yaşa, “buradayım” diyebilme hâli.
Ne, Yunancadan geliyor; su. Su gibi olan her şey: duyular, değişim, akış. Ne’nin hediyesi yumuşayabilmek. Katılaşınca çözülmek, takılı kalınca hareket edebilmek. Hayatın hep aynı kalmadığını kabul edebilmek.
Za ise Arapçadan, çiçek. Bu, içte olanın dışa yansıması. Zorla değil, zamanı gelince açan hâl. Za’nın hediyesi kendini doğal biçimde ifade edebilmek. Olduğun hâli saklamadan ama göstermeye de çalışmadan.
Aslında Ruxaneza şunu söylüyor: Ruhun olsun ama yere bas. Kökün olsun ama akışa direnme. Dönüş ama kendini kaybetme. Ve zamanı gelince, zaten çiçek açarsın. Ne büyük iddia var burada ne de zorlama bir öğreti. Daha çok, hayatla uyumlanma hâli gibi. Ruxaneza biraz da bu yüzden bir kavramdan çok, bir hissetme, bir ‘olma’ biçimi.
Bazen bir programa başlamayız. Bazen bir dokunuş olur. Anlamlı dokunuşlar, güzel başlangıçlar oluşturur.
Ruxaneza tam olarak buradan başlar. Yeni bir bilgi vermek için değil; zaten temas etmiş olduğumuz ama adını koymadığımız bir şeyi yeniden fark edebilmek için. Çünkü çoğu zaman eksik olan şey bilgi değil, duyarlılıktır, dokunmaktır. Ve duyarlılık yürüyerek değil, temas ederek uyanır.
Dokunuş burada yalnızca fiziksel bir temas değildir. Bir sorunun bedende yankı bulmasıdır. Bir sessizliğin........