DİNLEMENİN ŞEFKATI VE ZARAFETİ

Birini gerçekten dinlersen, artık aynı kişi olarak kalamayacağını bilirsin; bu yüzden çoğu zaman dinlemeyiz.

Dinleme Neden Temel Bir Sorundur?

Dinleme üzerine defalarca konuştuk, yazdık, söyledik, paylaştık. Ama değişen bir şey yok. Çünkü dinlemek hâlâ önümüzde duran en büyük engel. Bu sadece bir ülkenin, bir toplumun ya da bir coğrafyanın sorunu değil; Kürdistan’da da, Türkiye’de de, Orta Doğu’da da, Avrupa’da da, Amerika’da da, Uzak Doğu’da da, Avustralya’da da geçerli. 8 milyar insanın en temel sorunlarından biri budur.

Konu basit değil; konu son derece ciddi. Dinleyemememizin nedeni ilgisizlik değil; bildiklerimizi bırakmaya cesaret edemeyişimizdir. Dinlemek, çoğu zaman basit bir iletişim eylemi sanılır. Oysa dinleme, insanın kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişkinin ritmini belirleyen sessiz bir eşiği temsil eder. Dinleyemediğimiz yerde anlam kopar, temas zayıflar, şefkat ve zarafet geri çekilir. Bu nedenle dinleme yalnızca bireysel bir beceri değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.

Dinleme Kimi İlgilendirir?

Dinleme sadece anneyi bağlayan bir mesele değildir; çocuğu da bağlar. Sadece öğretmeni ilgilendirmez; öğrenciyi de kapsar. Örgütlü olanı bağladığı kadar, örgütsüz olanı da kapsar. Bilenleri ilgilendirdiği kadar, bilmeyenleri de ilgilendirir.

Kısacasına, dinleme her insanı ilgilendirir. Mesele bu kadar geniş bir alana yayıldığı için, dinleme konusuna kulak vermek ve üzerinde ciddi biçimde durmak artık ertelenemez.

Dinlemek Nedir ve Ne Değildir?

Peki dinlemek nedir? İnsan ne zaman gerçek anlamıyla dinler? Zihnimizin içinde bir sürü veri varken dinleme şansımız var mıdır? Çok bilen bir insanın dinleme yeteneği ve şefkati mümkün müdür? Zihni bilgilerle dolu, psikolojik bariyerlerle çevrili bir insan gerçekten dinleyebilir mi?

Dinlemek kendini dayatmak mıdır, yoksa kendini geri çekip olanı olduğu gibi görmek, duymak ve anlamak mıdır? Dinlemek, zihni arındırıp hakikate alan açmak değil midir? Dinlemek, karşıdakini anlamak değil; kendi bildiklerini askıya alabilmektir.

Bilgi ve Dinleme Arasındaki Gerilim

Çok bildiğini sanan aslında hiçbir şey bilmiyordur. Çok dinlediğini düşünen çoğu zaman hiçbir şeyi dinlemiyordur. Çok dokunduğunu zanneden aslında hiç dokunmuyordur. Eğer bunlar böyle olmasaydı, bir evde, bir kurumda, bir ilişkide, bir paylaşım alanında çok daha özgür ilişkiler gelişirdi.

Oysa yaşam, ilişki ve dinleme sandığımız kadar karmaşık değildir. Onu karmaşıklaştıran biziz. Biz, sürekli kendi bildiklerimizin yankısında kaybolan varlıklarız.

Dinlemek Nerede Başlar?

Gerçek bir dinleme, her şeyden önce bildiklerini bir kenara koymakla başlar. Çünkü insan bildikleriyle baktığında, dinlemez; sadece kendi bilgilerini kontrol eder. Dinliyor gibi görünür ama zihninde tek bir ölçü vardır: “Bu söylenen benim bildiklerimle uyumlu mu?

Uyumluysa ilgi duyar, sempati hisseder ve bunu dinleme sanır.........

© Tigris Haber