BİR SORUYLA UYANMAK
Bir sabah uyanırsın ve o basit soru düşer zihnine: “Yaşam kiminle paylaşılır?” O an belki yanında kimse yoktur, belki de bir kalabalığın ortasındasındır; fakat içinden geçen şey bir boşluk ya da bir yankıdır. Çünkü insan, ne tam anlamıyla yalnızdır ne de başkalarıyla bütünüyle bir. Yaşam dediğimiz şey, çoğu zaman bu iki hâlin arasında salınan bir varoluş deneyimidir.
Yaşam, tek başına sürüklediğimiz bir yük gibi mi yaşanır, yoksa bölüştüğümüzde hafifleyen bir anlam mı taşır? Doğduğumuz andan itibaren hayatı birileriyle paylaşırız: annemizle, babamızla, kardeşimizle, öğretmenimizle, dostlarımızla, âşık olduklarımızla. Ancak asıl soru şudur: Bu insanlar gerçekten bizimle midir, yoksa biz onlarla olmak istediğimiz için mi yan yanayız? Daha da derin bir yerden bakıldığında, bir insanla “birlikte olmak” ne anlama gelir?
Yalnızlık İle Birlik Arasında İnsan
Paylaşmak kelimesi çoğu zaman bölmeyi çağrıştırır. Ekmek paylaşılır, zaman paylaşılır, sevinç paylaşılır. Oysa yaşamı paylaşmak, maddi bir şeyi ikiye bölmekten çok daha fazlasıdır. Yaşam, çoğu zaman anlamın bölüşüldüğü, sessizliğin paylaşıldığı,........
