BİR AVUKATIN KENDİ DURUŞMASI |
Gece, şehrin sesini geri çektiği bir saatteydi. Avukat masasının başında oturuyordu; dosyalar kapanmış, ekran kararmıştı. Gün bitmişti ama zihni susmamıştı. O an, hiçbir yerden gelmeyen bir cümle belirdi: Kimse kimsenin hayatını ve ömrünü bitirmiyor; her insan kendi hayatını ve ömrünü tüketiyor ya da buna izin veriyor. Cümle zihnine çarpıp geri dönmedi. Olduğu yerde kaldı. Bir düşünce gibi değil, bir hüküm gibi.
Yıllardır başkalarının hikâyelerini savunuyordu. Duruşma salonlarında, dilekçelerde, ifadelerde hep aynı cümlelerle karşılaşmıştı: “Beni bitirdi.” Her dosyada bir fail, her anlatıda bir “suçlu” vardı. O gece ilk kez, bu cümlenin kendi hayatında yankılandığını fark etti. Ve bu fark ediş, rahatlatıcı değil, sarsıcıydı.
Suçun Hep Dışarıda Aranması
Mesleği ona şunu öğretmişti: İnsan, başına geleni birine bağlamak ister. Bir eşe, bir ortağa, bir aileye, bir düzene… Çünkü suçlu varsa, yük hafifler. Avukat da bunu yıllarca dinlemişti. Ama artık şunu görüyordu: Hayatı tüketen çoğu şey, yapılanlardan çok, sessizce kabul edilenlerdi.
Bir........