“Ben Kimim, Beni Kim Yonttu?”
İnsanın kişiliği, ailesinin ve toplumun yansıması mıdır; yoksa kendi seçtiklerinden mi oluşur?
Kimi zaman biz olduğumuzu sandığımız şeyler, aslında bize öğretilmiş bir benlikten ibaret olabilir.
Hayatımızda bir başka insanın varlığına ihtiyaç duymak, ait olmak ya da ona sahip olmak duygusuyla mı bağlantılıdır? Bir aile, toplum, sosyal çevre ya da birlikte olduğun eş seni yaptıklarınla tanımlarken, sen yaptıklarını onlara göstermek için yapıyor olabilir misin?
Belki de insan, varlığını en çok başkasının gözünde kanıtlamak ister. Çünkü görülmek, çoğu zaman var olmaktan daha önemli gelir.
Sahip olduğun şeyleri düşün; mesela resim çizmek.
Gösterecek birisi olmadığında çizmenin bir anlamı kalıyor mu?
Hayatı idame ettirecek mecburiyetleri aradan çıkarınca; hobi, kültür, sanat, sohbet ya da tasarım… Bunlar sende durduğuyla yetinmeyip aktarım sağlamak için yapılıyorsa, gerçekten “sen olduğun” için mi yapıyorsun, yoksa karşılık bulmak için mi? Oysa karşılık beklemeden yapılan her şey, öz’ünle temas ettiğin andır. Ve o an, dış dünyanın onayına en az ihtiyaç duyduğun andır.
Düşündün mü hiç? Seni anlatan, seni yansıtan........
