MESELE BİR FIKRA DEĞİL, BİR ZİHNİYETTİR |
Bir hastane açılışında anlatılan bir fıkra günlerdir tartışılıyor. Tepkilerin odağında fıkranın cinsiyetçi ve ırkçı niteliği var. Ancak bana göre asıl konuşulması gereken, bu sözlerin neden yanlış olduğu değil; aradan geçen onca zamana rağmen neden hâlâ söylenebiliyor olmasıdır.
Çünkü mesele yalnızca bir fıkra değildir. Mesele, bir kadının ve bir Kürdün aynı cümlenin içinde aşağılamanın nesnesi hâline getirilebilmesidir. Mesele, milyonlarca insanın kimliğinin, dilinin ve varlığının hâlâ bazı zihinlerde eşit bir yurttaşlık meselesi olarak değil, mizahın malzemesi olarak görülebilmesidir.
Daha da düşündürücü olan ise, bu tür sözlerin ardından ortaya çıkan sessizliktir. Bir özür yoktur. Bir yanlış yaptığını kabul etme ihtiyacı yoktur. Çünkü sorun yalnızca sözü söyleyen kişide değildir; sorun, o sözün bazı çevrelerde hâlâ sıradan, zararsız ve hatta komik bulunabilmesindedir.
İşte tam da bu yüzden konuştuğumuz şey bir fıkra değil, bir zihniyettir.
Irkçılık her zaman nefret sloganlarıyla ortaya çıkmaz. Bazen insanların gülüp geçmesi beklenen fıkraların içine saklanır. Çünkü bir toplumun bilinçaltı, çoğu zaman en açık hâliyle mizahında görünür. Kimin hakkında şaka yapıldığı, kimin küçümsendiği, kimin aşağılandığı ve kimin buna gülmesinin beklendiği; toplumun güç ilişkileri hakkında uzun siyasi nutuklardan daha fazla şey anlatır.
Bu nedenle bugün konuştuğumuz şey bir espri değil, bir hafızadır.
Bu topraklarda Kürtlerle ilgili aşağılayıcı hikâyeler, fıkralar ve klişeler yeni değil. Bunlar bir gecede ortaya çıkmadı. Yüzyıla yaklaşan bir inkârın, eşitsizliğin ve önyargının gündelik hayata sızmış kalıntılarıdır. Bu yüzden böyle sözler duyulduğunda incinen şey yalnızca bireyler olmaz; geçmişten bugüne taşınan toplumsal hafıza da yeniden yaralanır.
Çünkü Kürtler bu ülkenin........