Kürt Meselesi: Zamanın, Hafızanın ve Ortak Akıl Arayışının Yüzyıllık Sınavı |
Kürt meselesi, bu coğrafyanın tarih atlasında en ağır yüklerden biri olarak duruyor; sadece bir siyasal tartışmanın konusu değil, toplumsal hafızanın en derin katmanlarına işlenmiş bir yara, bir arayış ve bir yüzleşme alanı.
Yüzyıllar boyunca ertelenmiş, kimi zaman bastırılmış, kimi zaman görünür kılınmış; fakat asla yok olmamış bir gerçeklik… Bu nedenle, siyasi iklimin dalgalarına bırakılacak kadar yüzeysel, günübirlik tartışmalarla tüketilecek kadar hafif bir mesele değildir.
Bugün Kürt meselesi; Türkiye’nin siyasal aklında, Suriye’nin parçalanmış zemininde, Rojava’nın kendi özerk deneyiminde, Irak Kürdistanı’nın kurumsal çerçevesinde ve uluslararası güçlerin bölgesel hesaplarında aynı anda karşılık bulan çok boyutlu bir yapıya dönüşmüştür. Böyle bir meselenin, hızla alınacak kararlarla ya da geçici politik iklimlerle çözülmesini beklemek; tarihin, hukukun ve toplumların işleyiş mantığını göz ardı etmektir.
Bu meselenin çözümünün aceleyle değil, olgunlukla geleceğini görmek gerekiyor. Çünkü çözüm dediğimiz şey, bir anda masaya konan formüllerin değil; toplumsal olgunlukla örülmüş, deneyimle beslenmiş ve geniş bir ortak akıl tarafından kabul görmüş bir sürecin sonucudur.
Bir günde alınan kararların değil; toplumların yüz yıllık doğrular üzerine inşa ettiği ortak iradenin ürünüdür.
Bugün hâlâ en temel sorunumuz şu: Karşılıklı anlamanın zeminini nasıl güçlendireceğiz?
Kürt meselesi sadece etnik bir talep........