Bir tribünden yükselen ses, bir ülkenin aynası |
Bir futbol maçının önünde, bir tribünden yükselen o ses…
Ne futbola dairdi, ne rekabete.
O ses; yıllardır inkârla, bastırmayla, tahammülsüzlükle beslenen bir zihniyetin, fırsatını bulduğunda bütün çıplaklığıyla ortaya çıkan karanlık yüzüydü.
Leyla Zana’ya yöneltilen küfürler, münferit bir taşkınlık değildi. Birkaç kendini bilmezin anlık öfkesi hiç değildi. O sözler; Kürt kimliğine duyulan derin rahatsızlığın, bu kimliği kamusal alanda onurla taşıyan bir kadına yönelen örgütlü bir tahammülsüzlüğün ifadesiydi. Çünkü milliyetçilik, sorgulanmadığında yücelten değil; insanı daraltan, vicdanı körelten, başkasını yok saymadan ayakta duramayan ilkel bir hastalığa dönüşür.
Fikirle mücadele edemeyenler, siyasetle yüzleşemeyenler, sözün gücünden yoksun olanlar küfre sığınır. Küfür, acziyetin en gürültülü hâlidir. Ve bu ülkede o acziyet, en hoyrat biçimde kadın bedenine ve kadın kimliğine yönelir. Kadın siyasetçilere edilen hakaretler yalnızca politik değildir; derin bir erkeklik krizinin, cinsiyetçi ve........