APTALLAŞTIRILAN TOPLUMLAR VE GÜCÜN SESSİZ SUÇU |
“Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez.”
Bu ayet, çoğu zaman kaderci bir teslimiyet cümlesi gibi okunur. Oysa dikkatle bakıldığında, tam tersine sert bir sorumluluk yükler: Değişmeyen toplumlar, değiştirilmeyi hak eder. Soru şudur: Toplumlar neden değişmez? Daha doğrusu, neden düşünmekten vazgeçerler?
Tarihin en karanlık dönemlerinden birinde, felsefe ve bilimin beşiği sayılan Almanya’nın bir anda nasıl toplu bir ahlaki çöküş yaşadığını sorgulayan Dietrich Bonhoeffer, meseleyi “kötülük” kavramıyla açıklamanın yetersiz kaldığını söyler. Ona göre asıl tehlike, şeytani kötülükler değil; örgütlü aptallıktır. Çünkü kötülükle tartışabilirsiniz, ama aptallıkla tartışamazsınız.
Burada durup şu soruyu sormak gerekir:
Toplumlar gerçekten kendiliğinden mi aptallaşır, yoksa bilinçli olarak mı aptallaştırılır?
Bonhoeffer’in satır aralarında gizlenen ama son derece rahatsız edici cevap şudur: Aptallık çoğu zaman bir tesadüf değil, iktidarın ihtiyaç duyduğu bir toplumsal durumdur.
Diktatörlükler cahil insanlardan değil, itaatkâr insanlardan beslenir. İtaatkâr insan ise düşünmez; düşünmeyen insan sorgulamaz; sorgulamayan insan da yönlendirilmeye hazır hâle gelir. Bu yüzden otoriter rejimler yalnızca baskı kurmaz, aynı........