TÜRKİYE EĞİTM SİSTEMİNİN LAİKLİK SORUNSALI (4)

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yılı aşan zaman diliminin belli dönemleri sıkıyönetim ya da olağanüstü hâl yönetimleriyle geçmiştir. Darbeler sonrası sıkıyönetim ya da olağanüstü hâl ilân edilmiş. 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve 15 Temmuz 2016 tarihlerinde doğrudan parlamenter sistem hedef alınmıştır. Parlamenter sistemi hedef alan her tür darbe ya da darbe girişimi demokratik rejimi yaralamış ve rejimin hayat bulmasının temel unsurlarından olan eğitim sistemini sınırlamıştır.

Sıkıyönetim bir bakıma İmparatorluk mirasıdır. 1876 tarihli Kanun-i Esasi, “ülkenin herhangi bir yerinde ihtilal benzeri bir olay zuhur etme emareleri görülmesi durumunda, hükümetin ‘idare-i örfiye’ ilan edebileceğine amirdir. 1924 Anayasa’sı, “harp halinde veya harbi gerektirecek bir durumda, …….. ve cumhuriyet aleyhine…..fiili teşebbüs durumunda İcra Vekilleri Heyetinin bir ayı geçmemek kaydıyla “İdare-i Örfiye” ilan edebileceği ve Meclis onayına sunacağı….” Hükmüyle kayıtlamış. Bilahare bu minval üzere kanunlar düzenlenmiş, askeri makamlara önemli yetkiler tanımlanmıştır.

Parlamenter sisteme müdahale, yani darbe dönemlerinin düzenlemeleri, hayatın her alanını ve eğitim sistemini etkilemiş ve laiklikle olan ilişkisini belirlemiştir. Darbe mantığıyla öğretim programlarına müdahaleler sistemi açmazlara sürüklemiş, laik eğitim ilkesiyle ilgili kurguyu yaralamıştır. Yönetsel otoritenin darbe mantığının ürünü kararlarıyla hayat bulan sistem sürekli tartışma konusu olmuştur. Oysa laikliği esas alan düzenleme, eğitim sistemi paydaşlarının ortak aklıyla belirlenmelidir.

1961 ANAYASASI DÖNEMİ

09/07/1961 tarih ve 344 sayılı Kanun’la kabul edilen 1961 Anayasası’nın; “Cumhuriyetin nitelikleri” kenar başlıklı 2. maddesine göre, “Türkiye Cumhuriyeti........

© Tigris Haber