SINIRLARIN EROZYONU: ÇOCUK-ERKİL AİLENİN SESSİZ YÜKSELİŞİ |
Geçen gün, yüksek ateş ve baş ağrısıyla hastanenin aciline sığınmış, kendi hâlimle mücadele ederken düşündürücü bir sahneye tanıklık ettim. Özel bir hastanenin bekleme salonunda oturuyordum. Yanımda 30’larının başında bir anne baba ve yanlarında biri 10, diğeri 5 yaşlarında iki çocuk…
Çocuklar salonu adeta bir oyun parkına çevirmişti. Su sebili oyuncak olmuş, koltuklar tramboline dönüşmüş, sehpanın üzerine ayakkabılarıyla çıkmışlardı. Her şeyi geçtim, hijyenik bir alanın bu hâle gelişi bile ebeveynleri harekete geçiremedi. Anne de baba da telefonlarına gömülmüş, ekran ışıkları yüzlerine vuruyor ama yanlarındaki çocukların taşkın hareketlerini fark edecek en ufak bir yüz kası bile oynamıyordu. On beş dakika kadar süren bu küçük kıyametten sonra sıraları geldi ve gittiler. Geriye sahiden de bir savaş alanı bırakmışlardı. Etrafta sıra bekleyen birçok kişi rahatsız olmuş, anne babadan çocuklarını uyarmalarını bekliyordu ancak en ufak bir müdahale yoktu. İşin ilginci, kısa bir süre sonra onların yerine yeni bir aile geldi ve bu aile de neredeyse birebir aynı kalıptaydı: aynı ilgisizlik, aynı sınır tanımayan çocuk hâlleri.
Çocuklar elbette hayatın neşesi. Ama bir neşe, bir düzenin içine yerleştiğinde güzel. Düzen yoksa çocuk coşkusu da bir süre sonra yorucu, tüketici ve öğretici olmaktan uzak bir hâle bürünür.
Bu sahne bana şunu düşündürdü: Biz gerçekten çocuk mu yetiştiriyoruz, yoksa çocukların yönettiği ailelere mi dönüştük?
Çocuk, sınırlarla büyür; sınırlar yoksa güven duygusu........© Tigris Haber