ON OCAKÇILAR ( 3 )

Diğer hazırlıklar tamamlandı, sıra fasulyeyi pişirmeye gelmişti. Fasulyeyi nasıl bir su ile ıslattığımı şimdi hatırlamıyorum. Koyduk piknik tüpüne pişmeye başladı. Aradan epey zaman geçti fasulye pişmek bilmiyor. Tekrar kontrol ettim yok, pişmeye yakın bir hali yok. Yavaştan acıkmaya da başladık. Arkadaşlarda takılıyorlar “Ne ki bu pişmek bilmiyor. Kuzu bile bu kadar geç pişmez” deyip gülüştük. Aksilik bu ya tüp bitmez mi. En yakın köyde çalışan Adem Hoca gidip kendi evindeki tüpü getirdi. Tekrar tencere kaynamaya başladı.
Herkes acıkmış, merakla mutfağa üşüştüler. O kadar zaman ocakta kalan yemek bir türlü pişmek bilmiyordu. O kadar zaman taşı koysan tencereye pişmese bile utancından çatlar patlardı. Ama bizim kuru fasulyenin pişmeye hiç niyeti yoktu. Ya fasulyeyi ıslama şeklinden ya da fasulyenin cinsinden olsa gerek inadı tuttu pişmek bilmedi. Artık fasulyenin bizim beklediğimiz şekilde pişmeyeceğini anlamıştık. Piştiği yeter artık daha fazla pişeceği yok diyerek sofrayı kurma hazırlıklarına başladık.
Öyle acıkmıştık ki daha fazla........

© Terme Bilgi Gazetesi