menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MANİSA’YA İKİ BİLGE ŞAHSİYET GELDİ (1.Bölüm): PROF. AHMET BİCAN ERCİLASUN VE MANİSA TÜRK OCAĞI

18 0
07.05.2026

MANİSA’YA İKİ BİLGE ŞAHSİYET GELDİ (1.Bölüm)

PROF. AHMET BİCAN ERCİLASUN VE MANİSA TÜRK OCAĞI

Bugünlerde şehrimizde, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Manisa Türk Ocağı, MADOST ve diğer kuruluşların desteklediği ve hazırladığı bilim, kültür, sanat etkinlikleri yanında iktisadi hareketlilik de yaşanıyor. İktisat tarafı istenen düzeyde değil tabii ki. Geçtiğimiz hafta Manisa Mesir Şenlikleri vardı. Sergiler, konserler, kortejler, panayırlar doğal olarak Manisa iktisadına mutlaka sınırlı (geçmiş yıllara göre) fayda sağlıyor. Çarşı, caddeler, alışveriş yerleri kalabalık. MCBÜ’de ise Felsefe bölümünün daveti ile gelen, Felsefeci Prof. Dr. Kenan Gürsoy konferansı vardı. Dinleyenler konuşmanın çok kaliteli, faydalı ve verimli geçtiğini ifade ettiler. Sevindim. 

Ben burada, Manisa Büyükşehir ve Yunusemre Belediyesinin desteği ile Manisa Türk Ocağı tarafından davet edilen Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun ve eşi Prof. Dr. Bilge Ercilasun  hanım ile Manisa Sevgi ve Dostluk Cemiyeti (MADOST) tarafından tertip edilen LC Waikiki sahiplerinden iş insanı Şefik Yılmaz Dizdar’ın katıldığı  toplantılardan söz edeceğim. Ancak, Şefik Yılmaz Dizdar bey ile ilgili kısmı ikinci bir bölüm halinde yazmak istiyorum. Olaylara asla siyasi bir gözle bakmadığımızı, değerli okurlar bilirler. Görüşler, yöntemler, teklifler ve mizaçlar farklı bile olsa, buluşmamız gereken yerin “Vatan Sevgisi” olması gerektiğine yürekten inanırım. Çünkü düşman pusuda ve tuzak kurma peşinde; silah, fitne, medya üzerinden. Bir de iç düşmanlarımız var; cehalet ve egolarımız (benlik, nefislerimiz; ne derseniz). 

KONUYA BAŞLIK NE OLSUN?

Konuya başlık olarak ne olsun diye beynim faaliyet gösterirken, Türkçedeki terkipler de aklıma geliveriyor bir taraftan. Biri Türkoloji’nin (Türklük bilimi, Türkiyat) alanının, yaşayan en zirve kişisi, yani şahı, bilgesi; diğeri Forbes’in Türkiye’nin en zengin ilk yirmi iş insanı listesine girmeyi hak etmiş bir başka şah, lider, şahsiyet(1). Binlerce insana iş ve aş sağlamış, eğitime büyük destekler vermiş güzel bir insan. Her ikisinin de katıldığı toplantılara katılmakla kendi kendime “Ne kadar iyi ettim” dedim. Ömürleri uzun ve bereketli olsun.

PROF. DR. AHMET BİCAN ERCİLASUN

Bendeniz, Ahmet Bican beyi çok eskiden beri yakinen tanıyor, biliyor ve okuyorum. Eşimin Gazi Üniversitesinden yüksek lisans ve doktora hocasıdır. Türk Dili ve Çağdaş Türk Lehçeleri alanında zirve, idealist, azimli, çalışkan ve üretken bir insandır. Manisa Türk Ocağı başkanı Dr. Ferdi Çiftçioğlu bey, eşimi arayarak Ahmet Bican hocayı Manisa’ya, Ziya Gökalp’ın doğumunun 150.yılı münasebeti ile bir konuşma yapması için davet etmek istiyoruz. Siz öğrencisi olarak bir ön görüşme yapabilir misiniz, teklifi üzerine süreç gelişiyor. Bu arada Türk Devletler Teşkilatı da 2026 yılını doğumunun 150.yılı vesilesiyle, Türkiye’nin teklifi ile Ziya Gökalp yılı olarak kabul etmiştir. Program belli oluyor. 

NEDEN ZİYA GÖKALP’I ANLAMALI VE OKUMALIYIZ?

Bazı kesimlerin Ziya Gökalp hakkında peşin hükümleri vardır. Osmanlı devletinin son zamanlarında Osmanlıcılığın tutmadığı (Hristiyan unsurların Batı ve ABD destekli bağımsızlık çabaları), İslamcılığın da işe yaramadığı (Arnavutlar ve Arapların çoğunun tutumu belli) o çok zor yıllarda, aydın olmak çok büyük çileydi. Aydını geçtim, sıradan bir Müslüman köy kasaba, hatta şehir ahalisinin bile huzur ve güvenliği yoktu. Bu Müslüman halka batılı toptan Türk diyordu. O çileli düşünen insanlar Anadolu ve Paşaeli’nde (Trakya) bağımsız bir Türkiye Devleti kurabilir miyiz diye, umutlarını kaybetmeden, siyasi lider ve tabii ki Yüce Allah’a güvenerek mücadeleye dâhil olmuşlar. 

Sonumuz nasıl olsa ölüm; hiç olmazsa şerefimizle ölürüz ya da şerefimizle bağımsız kalırız inancı; yaşanan acı gerçek ve bedellerle beslenmiştir. Bu nedenle, her Türk’ün bu günün kıymetini fark edebilmesi için, o dönemi ön yargısız okuması gerekir diye düşünürüm. Çünkü emperyalizm günümüzde de aynı niyet ve hesaplar içindedir demek bir suizan değildir, apaçık bir gerçektir. Ayrıca kendimizle de kavgayı, dedikoduculuğu bırakıp, gerçekleri ciddi kaynaklardan öğrenmeye çalışmak gerekir diye düşünüyorum. Allah’ın hesabını soracağı konularda -ki bunlara ibadetler ve ahlak konuları girer- kimseye hesap sormamalı ve karışmamalıyız derim. Bu hak bize verilmemiştir. Kamu hakkı, kul hakkı hariç tabii ki. O da ancak hukuk mekanizması üzerinden, devlet aygıtlarıyla yapılmalı. Bu tür toplantılar da, farkındalığı oluşturmak; hakikati bulma yolunda merak duygusunu diri tutma amaçlıdır. Bizimkisi ise bir köprü vazifesi.

TORUNDAN İLGİNÇ SÖZLER

28 Nisan Salı günü Ahmet bey, eşi Bilge hanımla birlikte, havalimanından kendilerinin karşılayan bir arkadaşımızla geldiler. Önce evimize misafir ediyoruz. On beş kadar Türk Dili ve Edebiyatı bölümünün genç akademisyenleri ve Manisa Türk Ocağı yöneticisi bazı arkadaşların da katılımıyla önceden hazırlanan akşam yemeği ve çay sohbeti ile tanışma ve halleşme gerçekleşiyor. Evimize misafirlerin geleceğinden haberdar olan ilkokul birinci sınıf öğrencisi torunumuz da geliyor babasıyla. Dikkatimizi çeken bir hal var. Gözlük takmış. “Kızım bu gözlük ne, muayene mi oldun?” sözüme “Hayır, gözlük aldık işte” diyor. Neden, sözüme cevabı ilginç:  “Sınıfımızda gözlük takan bir arkadaşımız var. Diğer çocuklar onu üzüyorlar. Ona destek olmak için babama aldırdım” diyor. Belki biraz da heves olabilir mi? O tarafı karıştırmadık hiç. Güzel bir çerçeve, yakışmış, ama numarası yok. İlave ediyor; hem bu radyasyonu da önleyen mavi filtreli. Çok ekran veya tablet kullanıyoruz ya, diyor. Okulda da ekran tahtalar var, malum. Bir ilave söz daha geliyor; “Dede biliyor musun, bana nazar da değmez” deyip gözlüğünün askısını oluşturan iplere dizili mavi boncukları gösteriyor. Bu çocukların bize göre çağa bilgi olarak çok önlerde başladıkları ortada. Ama kitap, millî kültür, insan, doğa ve bilim........

© tarihistan.org