KIRŞEHİR GEZİ NOTLARI.3 CACABEY GÖKBİLİM (RASATHANE)[1] MEDRESESİNDEKİ MOTİFLER
KIRŞEHİR GEZİ NOTLARI.3
CACABEY GÖKBİLİM (RASATHANE)[1] MEDRESESİNDEKİ MOTİFLER
13. yüzyılda gökbilim (astronomi) eğitimi vermek amacıyla inşa edilen Cacabey Medresesi, aynı zamanda bir rasathane olarak da hizmet vermiş. 23 metrelik gözlem kulesi, sonradan minareye dönüştürülmüş. 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmış. Ön cephede çok sayıda çokgenler, yıldızlar, kesişen hatlar evren (kozmos), sonsuzluk, ilahi düzeni ifade ediyormuş. Cacabey Medresesi aslında gökbilim amaçlı bir eğitim yapısı olduğu için, geometrik motifler özellikle gökyüzü düzenini temsil eder diyor kaynaklar. Selçuklu sanatında çokgen, 8, 10, 12 köşeli yıldız motifleri kâinatın uyumunu sembolize eder. Selçuklu taş süslemelerinde zincir benzeri motifler yapının kötülükten korunması inancıyla ilişkilendirilir. Bu motiflerin hayat ağacı olduğunu ifade ediyor Hikmet bey. Eski Türk inançlarının sembolik olarak buradaki izleri bunlar. Ayrıca medresenin işlevine uygun olarak ilim halkalarının sürekliliğini temsil edermiş. Çözülmeyen düğümlü geometrik motifler; İslâm coğrafyasında ebediyet, sınırsızlık anlamına geliyormuş. Bu aynı zamanda gökbilimin “sonsuzluk” kavramıyla da uyumlu.
BUNLAR ROKET TEMSİLİ (?)
Hikmet bey heyecanlı. Sağ üst taraftaki kabartma dünya resminde dünyanın eğimi, sol üst taraftakinde ise ekvatoru gösteriyor diyor. Evet, görünen de aynen o. Taç kapının sağ üzerinde bir tane küre var; bu aydır. Sol üst taraftaki küre ise güneştir, diyor. “Biz medeniyeti sadece günümüze bakarak anlıyoruz. Hâlbuki günümüzde bile dünyanın ücra yerlerinde mağara tarzı hayat sürenler bugün de var. Eski çağ insanlarının hepsinin mağara insanı olarak anlamak veya düşünmek yanlış” diyor. “Uzay teknolojisi belki vardı” diye de ekliyor. Köşelerdeki duvara yapışık taş sütunlar (sütunce) için “bunlar roket” diyor. Gerçekten uzaya gönderilen uzun roketlere çok benziyor. Üç adet var ve her birinin alt uç işlemeleri farklı. Biri uçuş öncesi Gözlem kulesinin yanındaki köşede), diğeri ateşleme halinde (soldaki), üçüncüsü de seyir halindeki roketin (sağdaki) arkasındaki alevlerine benziyor. Giriş kapısının yanındaki motiflerde dik duran bir kadeh, aşağı tarafta kazayağı, arada ise kuru kafa şekli var. Bu Selçuklularda iktidar, saltanat ve güç anlamına geliyor, diyor. Yani Cacabey’in saltanatı anlamında. Aynı motif medresenin sol tarafındaki Şehit Emir (Vali) Cacabey’in kabrinin penceresini süsleyen motiflerde kadeh görünümü yan yatmış, üst kenarlarındakiler ise ters duruyor. Bunu da iktidarın kaybı olarak yorumluyor. Kapının çevresindeki motif, işlemeleri görünce dakikalarca seyretmekten zevk alıyor, hayranlığınız zirve yapıyor. Anadolu Selçuklularda taş sanatı mükemmel. Taç kapının iki yanında yer alan, sütun başlıklarını süsleyen ve gökyüzünü temsil eden küreler, yapının kozmolojik işlevine işaret olarak kabul edilir. Taç kapı üzerindeki boydan boya uzun kitabe Selçuklu sülüsü yazı sanatı ile yazılmış. (Bu konuda 10 dakikalık Muzaffer Haluk Hızlıalp ile Hikmet beyin bu yapıyı anlatan YouTube videosu çok canlı ve güzel. İzlenebilir.
Cacabey Medresesi-Rasathanesi-Üniversitesi
https://www.youtube.com/watch?v=hvrkZXE0hMI (binanın dışı)
https://www.youtube.com/watch?v=zpA4h30NSWQ (binanın içi)
Veya “Cacabey Gökbilimleri Medresesi” olarak da girip bu ve benzeri kısa videolara ulaşabilirsiniz.
CACABEY GÖKBİLİM MEDRESENİN İÇİNDEYİZ
Medresenin /caminin içine birlikte giriyoruz. İçerideki köşelere konmuş üst üste boğumlu mermer taş kolonun üzerindeki her parçaya bunlar 9 gezegen, şu da x gezegeni diyor. Ortada yuvarlak, üzeri camla örtülmüş kuyu var. 2018’de geldiğimde çektiğim resimde buranın ortasında fıskiyesi olan ama susuz bir süs havuzu şeklinde olduğunu gördüm. 2019-2023 arasındaki yenileme çalışmalarında buranın kurulduğu zamandaki rasat (gözlem) amaçlı bir özel su kuyusu aslına ona uygun şekille getirilmiş. Bu kuyunun tam üzerindeki aydınlık fenerinden açık havalarda gece suya düşen yıldız, gezegen yansımalarında bakılarak keşif ve ölçümler yapılmış. Şu anda içinde su yok. Dibine özel beyaz taş parçacıklarında bir dolgu yapılmış. Daha altında ne var bilinmiyor. Etrafta 8 adet küçük dershane var. Bunlarda ancak 3-4 kişi aynı anda ders görebilir veya çalışabilir. Kapıları insan boyundan daha küçük; bu da eğilerek girmeyi gerektiriyor. Gelen öğrenci, müdür vali de olsa eğilerek girecek. Çıkarken de geri geri. Mesajı ise bilime, bilim insanına saygı; alçak gönüllülük, yani tevazu. Cacabey, o dönemde bilim, sanat ve felsefenin öğrenildiği bir merkezdi. Özellikle astroloji ve astronomi alanındaki dersler burada önemli yer tutuyordu. Girişin tam karşısında yer alan mihrap medresenin camiye dönüştürüldüğü 1900’lerin başına ait. Cacabey’in ani vefatı ile onun sağladığı maddi destek kayboluyor. Esas sebep ise şiddetli Moğol baskı ve saldırıları ile öğrenci ve öğretim görevlisi temini zorluğu başlamış. Ve dağılmış. O zaman Kırşehir’de var olan üç medreseler; Cacabey, Ahi Evran Medresesi/Zaviyesi, Melikgazi Medresesi ve Süleyman Türkmani medrese yapısıdır. Selçuklu döneminin en gelişmiş örneği ise hiç şüphesiz Cacabey Medresesidir.
KÖKLER VE DALLAR
12. ve 13.yüzyıllarda Cacabey, Âşık Paşa, Ahmedi Gülşehri, Yunus Emre, Mevlana, Somuncu baba, Süleyman Türkmani, Ahi Evran, Hacı Bektaşi Veli, Hacı Bayramı Veli gibi ulu kişiler, gönül yarenleri İç Anadolu’da kök salmışlar, burada yetişenler de bütün Osmanlı coğrafyasına yayılmışlar. Osman beyin rüyasında gördüğü ağacın bence maddi manevi gövdesi bunlar; diğer il ve ülkeler ise dalları idi diyor Hikmet bey. Bir düşünce tabii ki. Ayrıca Yunus Emre’nin yaşadığı yerin bu coğrafya olduğunu ispatlayıcı görüşlerini ifade ediyor, Kırşehir’e de gönülden bağlı bir evladı olsrak. Malum Yunus Emre Anadolu’da paylaşılamayan bir değerdir. Bir kişinin birden fazla yerde mezarının olması mümkün değildir. Ancak değişik yerlerde yaşamış olabilir ve oralara insanlar onun makamı gözüyle bakabilirler. Yunus Emre’nin Eskişehir-Sivrihisar (Sarıköy) çevresinde yaşadığına dair güçlü tarihî bir görüş bilinir. Anadolu’nun pek çok şehrinde........
