EDİRNE GEZİ NOTLARI.2
EDİRNE GEZİ NOTLARI.2
(5-7 Kasım 2025)
Halide Nusret Zorlutuna Bilgi Şöleninde (Sempozyum) ilk konuşmayı Nusret Çam bey yaptı. Özetle anladıklarım;
1. "Adını taşıdığım" diye başladı Halide Nusret Zorlutuna (HNZ) için konuşmaya. Önce anlama- dım. Herhalde isim benzerliği için böyle söyledi, dedim. Çünkü bazı isimler hem kadın hem de erkek için kullanılabiliyor. Nusret Çam bey 1952 doğumlu, Gaziantepli. Babası Hamit bey 1942 yıllarında askerliğini yaparken HNZ'nın eşi Aziz Vecihi beyin -sonradan general oluyor ve tümgenerallikten emekli- emir erliğini yapmış. “Bu aile sayesinde kaderim şekillendi. Bu aile sayesinde akademisyen, şair ve yazar oldum.” Böyle, ilginç bir girişle başlamıştı konuşma.
2. Devam etti. Fakir bir köy çocuğuyum. Liseyi bitirdim. Üniversite için Ankara’ya gittim. Giderken babam ısrarla “Aziz Paşayı bulacaksın” diye tembih etti. Baba; koca şehirde onu nasıl bulurum. Şimdiki imkânlar yok ki. Düşündüm, Ulus'ta PTT'nin telefon rehberini inceledim. Zorlutuna soyadlı telefonları buldum. Bir ismi aradım. Bir bayan çıktı. Ben HNZ ile görüşmek istiyorum. "Kim kim" dedikten sonra anladı. Sanırım ya ses iyi gitmiyordu ya da bir duyma zorluğu vardı. Siz kimsiniz, neden arıyorsunuz dedi. Ben de "Babam, Aziz Paşa'nın eski emir erlerinden; Antepli Hamit'in oğluyum. Adım Nusret” dedim. "Bizim Hamit mi" deyince konu anlaşıldı. Bana hemen bize gel dedi ve adresi verdi. İrtibatımız böyle başladı. Ben HNZ'ya hep "anne" dedim, kızı yazar romancı Emine Işınsu, ablam oldu. İskender Öksüz bey de ağabey. Onlar sayesinde, onların rehberliği ve cesaretlendirmesi ile akademisyen oldum. Bu evde insanlığı, medeniyeti tanıdım. Kadirşinas bir köy evinden geldim tabii ki. Bu evde Mehmet Çınarlı'yı, Gültekin Samanoğlu, Arif Nihat Asya, Galip Erdem, Naci Somuncuoğlu, Alparslan Türkeş 'i tanıdım. Mesela Türkeş bey için evvelden Menderes konusu yüzünden ailemin de etkisiyle biraz olumsuz bakıyordum. Tanıdıkça ne kadar mütevazı, beyefendi olduğunu görünce; sevdim. Mesela eskiden yakın bulduğum N. Erbakan öyle değildi.
BAHRİYE ÜÇOK, ACLAN SAYILGAN, KEMAL TAHİR
3. Onlar sayesinde Bahriye Üçok'u tanıdım. İnançlı, imanlı güzel bir insandı. Onu tanımayanlardan farklı zan içinde olanlar vardır ve muhtemelen de çoktur. (Ama kalpleri en iyi ancak Yüce Allah bilir. Onun savcısı veya hâkimi olamayız. Zandan kaçınmak gerekir. Kendini veya takımını en iyi zannedenler, kibir veya hadsizlik nedeniyle en dipte bile olabilirler. Aman haa diyor aklım ve gönlüm. Haddi aşma. Devam edelim… SSİ) Evindeki mevlit merasimine gitmiştik. Ahmet Hatipoğlu ve mutriplerinin[1] okudukları ilahiler aklımdadır. Segâh makamında Itri'nin tekbirini okudular. O evde şehit edildi Bahriye Üçok hoca.
4. Onlar sayesinde Aclan Sayılgan'ı tanıdım. Sol düşünce konusunda ve bu kesimde bir otorite idi. Kemal Tahir ile arkadaştı. Bana nerede okuduğumu sordu. Ben İlahiyat dedim. Meal okuyor musun dedi. Ben de Kuran’ı okuyorum dedim. Bana “meal oku” dedi. Hasan Basri Çantay'ın mealini okuyacaksın. Elmalılı Hamdi Yazır'ın mealini okuyacaksın, dedi. Hangi sinemaya gidiyorsun, dedi. O zamanlarda Yılmaz Güney ünlü idi. Onun filmlerine gidiyorum dedim. Olmaz dedi, yönetmene göre sinemaya gideceksin. Mesela..... dedi[2]. Roman okuyor musun dedi. Reşat Nuri........
