AHMET TURAN ALKAN'I YAZMA ZORLUĞU

AHMET TURAN ALKAN’I YAZMA ZORLUĞU

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Merhum Ahmet Turan Alkan, 1978 yılından beri tanışıp aynı dergilerde yazı yazdığımız bir dostumuzdu. Ebedî âleme göçünü 21 Ocak 2026 günü saat 12:34’te aziz dostumuz Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu’dan öğrendik.


Bir acı düştü içimize…

1978 güz aylarında karşılaşmıştık ve hazırlığını yapmakta olduğumuz Divan dergisi münasebetiyle de fikrî yakınlığımız, edebî zevk yakınlığına dönüşmeye başlamıştı. Tanışmamızın sebebi, ortak dostumuz ve derdi çıkarmaya da beraber başladığımız Beşir Ayvazoğlu idi. İkisi de Sivas’ta “Çerkez’in Kahve”den geliyorlardı. Nitekim Alkan aynı başlıkta bir yazı; Beşir Ayvazoğlu da “Çerkez’in Kahvede Bir Kış Gecesi” başlıklı bir şiir yazmıştı.
1970 başlarında Çerkez’in kahve’de başlayan dostluk 1978’de Divan dergisinde yazı ile devam ediyordu ve bizler de o yazı serencamında kalem oynatmaya başlıyorduk.
Derginin ilk sayısında (Kasım 1978) “Şehir” diye harika bir yazısı çıkmıştı… Deneme türü için harikadan da harika bir yazı idi. Aynı sayıda Cemil Meriç ile yaptığı “Kuğunun Son Şarkısı” başlıklı mülâkat de vardı ve “fildişi kule”ye giren ilk röportajcı gibiydi bizim için… İkinci sayıda (Aralık 1978) “Ev” diye bir yazısı daha vardı ki o yazısı da bir deneme harikası idi… O yıllarda ve o yaşa göre, ideoloji dışında da güzel yazılar olabileceğini gösteriyordu Ahmet Turan Alkan…
Divan’daki yazıları bizim okuduğumuz ilk yazıları idi ama meğer o yerel gazetede yazılar meşrederek kalemini bilemiş biriymiş. Sivas’ta, yani taşrada bilemiş kalemini ve üslubunu o yıllarda kurmuş…
1980’lerde Türk Edebiyatı dergisinde okuduk yazılarını… Üslubu ve verdiği bilgi yazılarını okutuyordu. Üslubuna alışanlar yeni yazıyı bekliyordu.
Yanlış hatırlamıyorsam 1991 yılında kitap fuarı vesilesiyle kendi memleketi olan Elazığ’a gelen rahmetli Ahmet Kabaklı, bir ara “Hocam, dergiyi daha okunur hâle nasıl getiririz?” dedi… Okuyucunun zevkini ve kültürünü geliştirecek birkaç isim verdim ve bunların sürekli yazmalarının doğru olacağını söyledim. Bunlardan biri Ahmet Turan Alkan idi. O yaz bir İstanbul seyahatimde, sıcak bir Ağustos günü Türk Edebiyatı dergisine uğradım. Dergide Cemal Aydın ağabey vardı. Gene derginin âkıbetini konuştuk. Kabaklı hoca’ya dediğimin aynısını söyledim ve Ahmet Turan Alkan ile beraber birkaç kişinin sürekli yazmalarının temin edilmesini tavsiye ettim. Dile getirdiğim husus kısman hayata geçirildi ve Alkan merhum dergide biraz daha fazla yazmaya başladı ve hâlâ zihinlerde olan “Yatağına Kırgın Irmaklar” yazısı Ocak 1997’de (279. sayı) neşredildi. Yazı, kendi kuşağının, bizim kuşağın bir tür öz eleştirisi idi. 1970’lerde hiç bir karşılık beklemeden bu vatan için can veren bir nesli anlatıyor ve bu neslin 1990’larda yaşadığı hayal kırıklığının trajik tablosunu çiziyor ve yazısını bir timsah alegorisi ile işleyip “timsah”a uygun “ah” kafiyesiyle bitiriyordu. O “ah”ta bizim neslimizin kahırları yüklüdür.
Türkiye Günlüğü yılları…
Ahmet Turan Alkan, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde Öğretim Üyeliği yaparken aynı zamanda yayıncılık işleriyle de uğraşıyor. Sevgili Mustafa Çalık 1988 yılında Türkiye Günlüğü’nü çıkarmaya soyunduğunda, Mülkiye’den arkadaşı Ahmet Turan Alkan’ı da yazı heyetine dâhil eder ve onu aynı zamanda derginin yazarları arasında görürüz. Aşağı yukarı her sayıda yazısı vardır. Sonraki yıllarda Türkiye Günlüğü yazılarını Ateş Tecrübeleri adıyla kitaplaştıracaktır. Türkiye Günlüğü’nü çıkaran Cedit Yayınları, Alkan’ın doktora tezi olan “İkinci Meşrutiyet Devrinde Ordu ve Siyaset”i, kitap olarak........

© tarihistan.org