Soyut – Somut ve Testkolizm |
Okuyucularımın, “Hep hep tenkit, hep tenkit; yok öyle bedavacılık, biraz da çözüm yolu gösterin!” talimatından yola çıktık. Sonunda dertlerimizi üç temel sebebe indirdik. “Sebep”, doğru kelime değil. Hadi üç temel göstergeye diyelim. Refah, güven ve zekâ. Aslında “güven” toplum sermayesini ölçüyordu. İnsanların becerilerini birleştirip birlikte çalışma, yaratma yeteneklerini. Bu üçünün arasında da gayet kuvvetli “ilgileşim ~ korrelasyon” vardı. Ne demek bu? Bunlar birlikte yükselip birlikte düşüyor. Güven olmayan ülkede refah topallıyor. Kalkınmış ülkelerin IQ ortalaması geri kalmışların üstünde.
Ve psikologlar, IQ’nun, soyutu kavrama becerisine sıkı sıkıya bağlı olduğunu gösteriyor. Bunlar birilerinin aklına gelip lafa döktükleri, hoş kelimelerle süsledikleri hükümler değil. Zamana yayılan, çok sayıda ölçüme, karşılaştırmaya dayanan sonuçlar. İsteyen alır, isteyen bırakır. Kaynakları, okuyucularımı sıkma riskini göze alarak geçen pazar vermiştim.
Yazımı okuyan genç fakat derinlikli bir dostum, “Hocam, soyut düşünme nasıl geliştirilir? Birkaç misal verseydin. Mesela, ‘bol roman okuyun’ diye yazsaydın.” dedi. Peki öyle yazayım. Bol roman okuyun. Çünkü film, video, hayal gücüne ve soyuta yer bırakmıyor. İşte iyi karakter, işte kötüsü; işte güzel kız, yakışıklı delikanlı ve onları kıskanıp kuyusunu kazanlar. Mal meydanda. Size bol bol patlamış mısır yemek kalıyor. Hâlbuki romanda bunları siz hayal gücünüzde tekrar yaratırsınız. Önce romancı yaratmıştır, sonra siz yaratırsınız. İki defa yaratılmak galiba........