SÖZLÜK OKUMAK

SÖZLÜK OKUMAK

Prof. Dr. Ahmet SEVGİ

“Sözlük okunmaz, okunan kitaptır, sözlüğe bakılır” diyeceksiniz. El-hak doğrudur. Lakin “sözlük okuma”nın bende ayrı bir hikâyesi var, bilmem dinlemek ister misiniz?

Bir Anı

33 yıllık üniversite hocalığım süresince çalışma masamdan hiç kalkmayan hep sözlüklerdi. Bunu fark eden öğrencilerim “Hocam siz hep ‘sözlük’ mü okuyorsunuz”, derlerdi. Ben de “sözlük”ler okunup bitirilmeden diğer kitapları okumaya geçmek doğru olmaz, cevabını verir ve sözlüğe bakmanın önemini anlatmaya çalışırdım onlara.

Dün, “HİSAR” dergisinin eski sayılarını karıştırırken şair ve yazar Munis Faik Ozansoy (ö. 1975) daha henüz 12-13 yaşlarında bir çocukken, babası Fâik Âlî (ö. 1950) ile aralarında geçen “sözlük”e dair bir konuşmaya tesadüf ettim. Önce söz konusu diyaloga kulak verelim, sonra “sözlük” üzerine sohbetimizi sürdürürüz.

“12-13 yaşlarında çocuktum. Babamın, Fransızcadan tercüme yapar, hatta şiir yazarken, Türkçe veya Fransızca bir lügat kitabını kütüphaneden alıp kendisine getirmemi istemesi beni hayrete düşürürdü. Getirdiğim sözlüğün sayfalarını çevirir, bakar, sonra yazısına devam ederdi.

Babam ki tanınmış bir şairdi; iyi Fransızca bilir, tercümeler yapar, hatta o dili Mülkiye mektebinde okuturdu. Öyle iken, nasıl olurdu da lügate bakmak ihtiyacını duyardı? O zamanki mantığıma göre lügat, yalnız öğrencilerin başvuracakları bir çeşit ders kitabı idi. Boğazımda düğümlenen bir soruyu bir türlü sormaya cesaret........

© tarihistan.org