TÜRK DEVLETLERİNİN BAĞIMSIZLIK SÜREÇLERİ
TÜRK DEVLETLERİNİN BAĞIMSIZLIK SÜREÇLERİ
Türk dünyasının son yüzyılını belirleyen en önemli gelişmelerden birisi 1917 Bolşevik Devrimi'nin ardından Sovyetler Birliği'nin Türkistan ve Kafkasya'daki Türk toplulukları üzerinde kurduğu siyasi, ekonomik ve kültürel hâkimiyettir. Çarlık Rusyası döneminde başlayan yayılmacı politikalar, Bolşevik Devrimi sonrasında farklı bir ideolojik ve siyasi yapı içerisinde devam etmiştir. Sovyet yönetimi, Türk topluluklarını merkezi bir siyasi ve ekonomik sistem içerisinde yeniden yapılandırırken, bölgedeki millî ve dinî yapıların etkisini sınırlandırmaya yönelik politikalar da uygulamıştır. Böylece Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi Türk topluluklarının yaşadığı bölgeler, uzun yıllar boyunca Moskova merkezli siyasi sistemin bir parçası hâline gelmiştir.
Sovyet yönetiminin bir diğer önemli uygulaması, Türk millî kimliğin temel unsurlarından olan dil, alfabe ve eğitim alanlarında gerçekleştirilen düzenlemelerdir. Türk topluluklarının kullandığı alfabeler zaman içerisinde değiştirilmiş, eğitim sistemi merkezî ideolojik anlayış doğrultusunda şekillendirilmiştir. Bunun yanında dinî kurumların faaliyetleri sınırlandırılmış, camiler ve dinî eğitim kurumları üzerindeki devlet denetimi artırılmıştır. Aydınlar, din adamları, yazarlar ve millî düşünceyi savunan kişiler çeşitli baskı ve tasfiye politikalarıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu uygulamalar, Türk toplumlarının tarihî hafızası ile millî düşünce dünyası üzerinde önemli etkiler meydana getirmiştir.
Bununla birlikte Sovyet politikalarının Türk millî kimliğini tamamen ortadan kaldıramamıştır. Aksine, siyasi kurumların ve kamusal alanın sınırlandırıldığı dönemlerde millî kimliğin yaşatılmasında aile, dil, edebiyat, folklor, destanlar, gelenekler ve tarihî hafıza daha büyük bir önem kazanmıştır.
Manas Destanı, Dede Korkut geleneği, Oğuz kültürü ve bölgesel sözlü........
