Prof. Dr. Barış Doster: İlk Meclis’in mebusları ve günümüzün kimi siyasetçileri…
Prof. Dr. Barış Doster
Parti farkı olmaksızın, siyasetçilerin, milletvekillerinin, bakanların, belediye başkanlarının ve onların yakınlarının ticari faaliyetleri, aldıkları ihaleler, kazandıkları paralar, kamu vicdanını yaralaması yanında, ahlaki boyutu yanında, siyasi etik boyutu yanında, hukuki boyutu yanında, toplumsal çürümenin de önemli bir göstergesidir. Bu konuda elbette gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ama bu yetmez. Kamuoyu hassasiyeti de zorunludur. Toplum da bu konuda duyarlı olmalıdır.
Bu konu yeni değildir. Ülkemize özgü de değildir. ABD’den İsrail’e, İtalya’dan Fransa’ya, Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya dünyanın her yerinde gündemdedir. Yolsuzluk, rüşvet, nüfuz ticareti, ihaleye fesat karıştırmak, irtikap siyasette her zaman önemli konu başlıklarıdır, bizde ve dünyada.
Bu konularda genç Cumhuriyet, büyük hassasiyet göstermiştir. Atatürk; hem milletvekillerinin nitelikleri konusunda hem de tasarruf konusunda çok duyarlı davranmıştır. Atatürk’e göre Cumhuriyet’in kalbi Ankara, milletin kalbi Meclis’tir. O nedenle, milletvekilleri de millete ve Cumhuriyete layık olmalıdır. Nitekim Birinci Meclis’te milletvekilleri birbirlerine sislenirken, birbirleriyle konuşurken “Efendim” demeden, “Beyefendi” demeden konuşmamışlar, eleştiriler, hem de sert eleştiriler bile, nezaket sınırları içinde yapılmıştır.
Halk onlara, “Mebus Efendi” demiştir. Ne makam arabaları vardır ne kırmızı plakaları. Takım elbisesi olanlar vardır ama smokini olan neredeyse yoktur. Meclise her zaman temiz, özenli, düzenli, bakımlı gelmişlerdir, en zor şartlarda bile. Ankara’ya kağnılarla, at arabalarıyla gelmişler, gayretle, cesaretle, faziletle, ferasetle, basiretle, asil milletin vekili olmuşlardır.
İster kalpaklı, ister fesli, ister sarıklı olsunlar hepsi, cesur ve kararlı bir milletin vekili olduklarının bilincindedir. O nedenle Gazi Meclis’te, Kurucu Meclis’te, İlk Meclis’te tasarruf ve israfın önlenmesi, mebusların da öncelikleri arasında olmuştur. Öyle ki, hokkalar açık unutulduğu için, kalemlerin batırıldığı mürekkeplerin kuruyup uçması, Meclis’te sorun haline gelmiştir. Milletvekilleri, not tuttukları, konuşmalarını, dilekçelerini yazdıkları kağıtların........
