menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hakan Akpınar: Vaadedilmiş sığınaklar…

238 0
03.04.2026

 hakanakpinar227@gmail.com

28 Şubat’ta ABD-İsrail ittifakının İran’a yönelik saldırılarıyla başlatılan savaş, Ortadoğu coğrafyasını sözün tam anlamı ile yangın yerine çevirdi.

Beş haftadır devam eden savaşın beklenmedik sonuçları, ABD Başkanı Donald Trump’ta büyük bir hayâl kırıklığı yarattı. Yalnızca hayâl kırıklığı mı? Trump sadece İran’da değil, bir bütün olarak Ortadoğu’da da neye uğradığını şaşırdı. Hatta kendi ifadesiyle “şoka uğradı”. Öldürülen ve yüzlercesi yaralı olan Amerikan askerleri… Körfez ülkelerinde vurulan, bazıları enkaza çevrilen ABD üsleri… Düşürülen uçaklar… İran füzelerinin isabet etmesi sonucu ağır hasar alıp, uzak limanlara kaçan uçak gemileri… İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak dünya ekonomisine vurduğu ağır darbe…

Peki İsrail? Gazze Kasabı Benyamin Netanyahu ve kabinesi… Hatta İsrail halkı… Herhalde onlar da İran’dan böylesine güçlü ve kararlı bir direniş beklemiyorlardı. İran’ın füzeleri İsrail’i perişan etti. Öyle ki İsrail, kurulduğu 1948 yılından bu yana geceli-gündüzlü süren füze saldırılarına ve böyle bir yıkıma hiç maruz kalmamıştı. İsrail,1967’deki Arap-İsrail Savaşı’nda bölgedeki Arap devletlerini dize getirmiş, topraklarını da genişletmişti. Sonrasında küçük muharebelerle toprak genişletme politikasına devam etmişti.

Mazlum Filistin halkının yaşadığı Batı Şeria ve Gazze’yi harabeye çeviren İsrail, son olarak Suriye’deki Esad iktidarının devrilmesinden sonra Suriye’nin güneyindeki Golan Tepelerini işgal etti.

Arkasına alıp bazen de önüne kattığı ABD emperyalizminin desteğiyle İsrail Siyonizmi, Filistin topraklarında eşi benzeri görülmemiş katliamlar yaptı. Onbinlerce çocuk öldü, öldürüldü. Esasında İsrail, Filistin ve Lübnan topraklarında soykırım yaptı. Son Gazze Katliamı’ndan sonra uluslararası demokratik toplum, İsrail’in Ortadoğu’daki katliamlarının gayrı resmî bir biçimde de olsa bir soykırım olduğunu düşünüyor. Ne var ki-birkaç ülke hariç-Batılı devletlerin yöneticileri, bu konuda sesli düşünmüyor/düşünemiyor bile… Oysa İsrail, daha şimdiden insanlık tarihine soykırımcı bir devlet olarak geçmiştir.

Filistinde en az İki kuşak, bu katliamların içinde doğup büyüdü. Savaşı, doğup yaşadıkları coğrafyanın doğal bir hâli gibi kavrayan Filistinli çocuklar, “cenaze merasimi” yapmayı dahi bir oyun hâline getirmişler. Dünyanın neresinde bir oyuncak bebeği “şehit” yerine koyarak cenaze merasimini oyun haline getiren çocuklar vardır. Tabi ki Gazze’de…

Şimdi gelelim, beş haftadır süren bu hukuksuz savaşın cari sonuçlarına… Trump’ın şahsında ABD, Ortadoğu’da tam anlamıyla batağa saplandı. Dünyanın gözünde, ABD’nin “Yenilmez Süper Güç” olduğu algısı bu savaşla birlikte tartışmalı hale geldi. Trump’ın “dünya liderliği” ünvanı ise fena halde çizik yedi. İtibar kaybetti.

Avrupalı dostları ile Nato, O’nu ve İsrail’i yalnız bıraktı. ABD’de de aynı gün 8-9 milyon kişi, “Krallara Hayır” sloganı altında sokağa dökülerek savaş karşıtı gösteriler yaptı. Petrol fiyatlarının yükselmesi, gıda fiyatlarındaki artış Trump’ı zor ve çaresiz durumda bıraktı. O da hırs ve öfkeyle iran’ın alt yapısını, şehirlerini, tarihî yapılarını, köprülerini bombaladı.

Donald Trump, sadece içeride değil savaşta da köşeye sıkıştı. Giriştiği bu kirli savaştan çıkmanın yollarını arıyor ama Yahudi Lobisi’nin baskısı altında işin içinden bir türlü çıkamıyor. Trump, Netanyahu’ya karşı çok öfkeli… “Neden?” diye sorarsanız, kendisini bu savaşa katılmaya ikna eden isim Netanyahu da o yüzden. Bunlar, Amerikan basınında günlerdir yazılıp çiziliyor. Dikkat edilirse Trump, savaşın ilk haftasından itibaren Netanyahu’nun adını, hiç ama hiç ağzına almadı.

ABD Başkanı, bu savaştan çekilebilmek için bir başarı hikâyesine veya bir zafer fotoğrafına muhtaç… Ne var ki istediğini alamıyor. Kasım ayında Kongre seçimleri var. Yani bu başarısız savaş, Trump’ın sonunu getirebilir. Azledilebilir. Belki tutuklanabilir de… Hakkında 28 dosya var. Bir de Pedofili Epstein meselesi var ki, Yahudi Lobisi’nin Trump’a bu konuda şantaj yaptığı öne sürülüyor. Galiba Amerika’da asıl kıyamet savaştan sonra kopacak.

Netanyahu ve İsrail’e gelince… İsrail halkı, zamansız gelen İran füzeleri sebebiyle sığınaklarda yaşamaya başladı. Ramazan Ayı’nı ve bayramı ağır bombardıman altında geçiren İran, Yahudilerin 1 Nisan’da başlayan ve sekiz gün “Hamursuz Bayramı”nı deyim yerindeyse cehenneme çevirdi. İsrail’e yönelik en ağır saldırılar Hamursuz Bayramı’nda gerçekleştirildi. İsrail halkı, sığınaklarda yaşamaya mahkûm edildi. Orada da savaş karşıtı eylemler var. İran Hizbullah’ı da Lübnan’da İsrail’e ağır kayıplar verdiriyor.

Neticede İsrail halkı, 1948 yılından bu yana ilk kez Hamursuz Bayramı’nı sığınaklarda geçiriyor. İran, Ramazan’da Hamaney ile eşi ve torunlarını füzeyle katleden İsrail’den ağır bir intikam alıyor. “Gerçek Vaat” adını verdiği karşı savaşta İran, İsrail halkını âdeta “Vaadedilmiş sığınaklar”a hapsediyor.


© Tanyeri Haber