Cahit Kılıç: Pişkin adamların şişkin egoları… |
Cahitkilic54@gmail.com
Hasta masta, parmaklar klavyeye gidiyorsa yazacağız! On yedi yıldır o parmaklar, sözün özünü açıkça yazdılar. Dolambaçlı yollardan, dolam dolam yazanlar; şimdi bilmem kimin yalını yiyorlar! Terekeme’nin dediği gibi: “hörre kimi hörttedöüller” Her muktedirin enva-i çeşit “lotuları” olur! Huzura “dombalak” ata ata girerler! Yalın miktarı arttıkça, teslimiyetin derecesi de eksi kırka iner! Sanki Sibirya mübarek! *** Bizim Doğu Anadolu’da mandaya “camış” derler… Camışın derisi kalındır. Elim kaleme değdikten sonra, yıllardır pişkin şahsiyetler için hep buna benzer lâflar yazarım: “Adam pişkin, suratı camış derisinden mücessem; tükür tükür fayda etmiyor!” İnatçıdır camış… Kindardır, saldırgan ve gaddardır! *** İki ayaklı camış ise zırcahildir! Seksen yaşında “medeniyet” sözcüğünü duyup da “ne menem şey olduğunu” öğreniyor. Sonra da kalkıp o medeniyeti yok edeceğini söylüyor! İki ayaklı zırcahil camış tefekkürü işte! *** Yanına yöresine aldıkları da “malaklar”… Biz “balak” deriz… Sokak serserisi gelmiş bakan olmuş! Hani, bizde de “liyakat” feryatları arşa dayanmış ya! Soytarıyı bakan yaparsan, o da sana tapar! Sabah akşam “başkan güzellemesi” yapar! * Deli camış, önde hezeyan kusarken; malaklar da arkasında tek sıra dizilip aval aval bakarak; deli camışa hayranlık tebessümleriyle eşlik ederler… Ne demişti Hayyam merhum: “Eşek eşeği beğenir” *** Pişkinlik bir yana… Bir de “şişkin ego” derdi var başımızda… Narsist dersen, yetersiz kalıyor! Megaloman deyince de cuk oturmuyor! Her iki sıfatın da başına “cahil” ekle, yanına da “zırdeli” koy… Sonra fotoğrafını çek ve Epstein adasına postala… “Sapık sapığı beğenir” diye de not düş istersen… *** Mucib-i merakımdır. Dünyada gelmiş geçmiş bütün diktatörlerin hayatlarını incelerim. Her biri hakkında vardığım kanaatleri yazacak olsam, dolu dolu bir kitap olur! Bunların en az yüzde yetmişi cahildir! Ders kitapları dışında, asla kitap sayfası çevirmemişlerdir… Hayatları boyunca hile, desise, tuzak, kara propaganda ve makam mevkinin yanı sıra ceplerini doldurmanın peşinde koşmuşlardır… Ayakta kalabilmeleri için her türlü argümanı kullanmaktan çekinmemişler… Güçleri arttıkça zulümleri de artmıştır… Kendi kendilerine kutsiyet atfederler, mukaddes varlık olduklarına inanırlar… Uydurdukları yalanları, gerçekmiş gibi halkın gözüne sokarlar! Ölüm hiç akıllarına gelmez! İlânihaye yaşayacaklarını zannederler. Etraflarına sadakatine inandıkları insanları yerleştirirler… Devletin malını kendi mallarıymış gibi kullanır, ziyadesiyle finocuklar beslerler! Devasa sarayların kapılarında “hav hav” sesleri yükselir mütemadiyen! Muarızlarına ve halka korku imparatorluğu pompalarlar. Yargıyı, bir aparatları gibi kullanırlar. Meselâ… “Gulak Takım Adaları” dolduysa; Kamçatka’da başka adalara devasa “türmeler” kondururlar… Fabrikaları satar; hapishane yaparlar… *** Ziya Paşa merhumun “milyonla çalan mesned-i izzette serafraz” dediği “milyon” enflasyona yenik düştüğü için, artık milyarlarla çalarlar! Hem de Dolar ve Euro cinsinden… *** Bunların bir kısmı eceliyle gebermiştir ama… Önemli bir kısmı da, ya kurşuna dizilmiş ya da dârağacından sallandırılmıştır! *** Velhasılıkelam… Hiçbir milletin ahı yerde kalmaz… Bunların: Kimisi Stalin gibi yatağından düşüp altına pislediği necisine bulaşarak geberir… Kimisi de Saddam gibi düşman tarafından asılırken boynu kırılarak…