Cahit Kılıç: Çürümüşlüğü kurtarmaya Ezop’tan masallar… |
Cahitkilic54@gmail.com
Yıllar yılları kovaladıkça, artık anlamını yitirmiş bir düzenin, bir oluşumun ya da ne bileyim bir faktın, hükmeden bir gücün sade suya tirit nutukları için genelde “Andersen’den Masallar” diyerek çöpe atarız… *** Evet, yıllar yılı aynı masalları ata ata çöp konteynerlerinin dolduğunun “masalcı babalar” da farkında olmuşlar ki, Andersen yerine artık Antik Yunan Masalcısı EZOP’tan masallar anlatmaya dümen kırdılar… Ve… Ata Sözü kadük kaldı… Bit pazarına nur yağdırıyorlar… *** Son zamanlarda: Tarih öncesi masallar, tarihin eskittiği kafalardan günübirlik nutuklarla berdevam… Tıpkı zamanı geçmiş ve kokuşmuş et gibi: Etrafa ufunet saçıyor! *** Tıka basa cerahat dolmuş yumruya neşter vuracak cerrah, henüz ortalıkta pek görünmüyor! O cerrah bir gelse, o yumruya bir neşter vursa: Atmosferi fışkıran irin kaplayacak! Tıpkı “malûm yerden” yal yiyen lümpen soytarıların dehan-ı kebirlerinden fışkırdığı gibi… *** Devir döndü, çağ artık iletişim çağı… İran hükümdârlarının “lotuları”… Osmanlı padişahlarının “meydan soytarıları”… Batılı kralların “cüceleri”… Demode oldular… *** Artık “yala talim eden” finocuklar, zağarlar devri başladı… Ne kadar yal: O kadar irin kusma… Ne kadar yal: O kadar hav hav! Artık her kimse........