Susturulan sesler ve çalınan gelecek

Diğer

16 Aralık 2025

Sraçhane eylemleri

İktidarın susturma operasyonları yalnızca bugünü değil, Türkiye’nin geleceğini de çalıyor. Gezi’den OHAL’e, kayyımlardan İmamoğlu’na uzanan baskı zinciri, demokrasinin nefesini kesiyor. 

Her susturulan ses, geleceğin karartılan ışığıdır. Türkiye’nin operasyonlar tarihi, özgürlüklerin kayıp defteridir. Muhalefetsiz bir Türkiye hayali, giderek özgürlüksüz bir Türkiye gerçeğine dönüşüyor.

Gezi Parkı protestoları, iktidarın gerçek yüzünü açığa çıkardı. Bir parkı savunan gençler, kadınlar, işçiler ve sanatçılar polis şiddetiyle bastırıldı. Osman Kavala’nın yıllardır süren tutukluluğu, bu dönemin simgesi oldu. Can Atalay, Tayfun Kahraman ve diğerleri hala Gezi tutsakları olarak cezaevinde tutuluyor. Medya, iktidarın baskısıyla olayları görmezden geldi; CNN Türk’ün penguen belgeseli hafızalara kazındı. Gezi, iktidarın “sokağı susturma” baskısının başlangıcıydı. 

15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL, iktidarın muhalefeti tasfiye etmek için kullandığı en güçlü araç oldu.  KHK’larla yüz binlerce insan işinden edildi, pasaportları iptal edildi, hayatları karartıldı.  Medyaya gözdağı verildi, sesleri kesildi. İktidara yakın iş adamlarına kamu bankaları desteğiyle yandaş medya yaratıldı, adeta medya tek sesli hale getirildi.  “Barış İçin Akademisyenler” bildirisine imza atanlar üniversitelerden uzaklaştırıldı.  OHAL, yalnızca darbecilerle mücadele için değil, muhalif her sesi susturmak için kullanıldı. 

Daha sonra da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte baskı politikaları yeni bir boyut kazandı. 

-Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali sonrasında açılan davalar, tutuklanması ve verilmek istenen siyasi yasak kararı, iktidarın yerel yönetimlerdeki güçlü rakiplerini etkisizleştirme çabası olarak ortaya çıktı. Dönemin HDP’sine kapatma davası ve atanan kayyımlar, siyasal muhalefetin alanını daralttı. Millet iradesine darbe vuruldu.

-Yerel seçimlerden birinci parti çıkan CHP’ye yönelik peş peşe yapılan operasyonlar ve abluka hali, AKP’nin mevcut iktidarını sürdürmek için her türlü hukuksuzluğu yapabileceğini gösterdi.

-Medya dünyası da bu baskıdan nasibini aldı. Önce RTÜK aracılığıyla karartılan ekranlar, daha sonra sanal bir suç yaratılarak Tele1’in........

© T24