Dış politikada çöküşün hikâyesi...
Bir zamanlar “bölgesel güç”, “oyun kurucu ülke”, “dünya liderliği” söylemleriyle pazarlanan dış politika bugün Türkiye’yi hem Doğu Akdeniz’de hem Avrupa güvenlik mimarisinde hem de diplomatik zeminde yalnızlaştırmış durumda.
Bu hafta Özgür Özel ilk defa dış politikaya geniş yer ayırarak eleştirilerini bir bir sıraladı. Olabildiğince anlattı ancak, bir konuşma süresi ayrıntılara girebilmesine mani oldu.
Gazeteciliğimin çok büyük bölümü diplomasi ve dış politika haberciliği ile geçti. Gelinen bu nokta, beni üzüyor. Yıllarca dantel gibi örülerek Dışişleri Bakanlığı'nın çok kıymetli ve birikimli diplomatlarıyla verilen emeğin nasıl boşa gittiğini göstermesi açısından çok vahim.
Hamaset var, strateji yok
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yönetimindeki dış politika artık sonuç üretemiyor. Sert söylemler var ama kazanım yok. Hamaset var ama strateji yok.
Daha çarpıcı olan ise şu:
Türkiye’nin tarihsel rakibi Yunanistan son yıllarda Avrupa’dan ABD’ye, İsrail’den Körfez’e kadar geniş bir stratejik hat kurarken; Türkiye giderek daralan bir alana sıkışıyor.
Yunanistan yükselirken
Atina yönetimi son yıllarda ABD, Fransa, İsrail ve Mısır’la çok yönlü ittifaklar geliştirdi.
Fransa’dan savaş uçakları ve fırkateynler aldı. ABD ile askeri iş birliklerini büyüttü. Türkiye F35 projesinden dışlanırken, Yunanistan'a F35'ler geldi. Adalar silahlanıyor, iktidar bakıyor. İsrail’le enerji ve savunma ortaklıkları kurdu. Mısır’la deniz yetki alanı anlaşmaları yaptı.
Bugün Doğu Akdeniz denkleminde Avrupa’nın yanında duran ülke Yunanistan.
Masaların dışında kalan ise Türkiye.
Bir dönem büyük iddialarla anlatılan “Mavi Vatan” söylemine rağmen Ankara uluslararası destek üretemedi. Sonuçta Türkiye’nin hareket alanı giderek daraldı.
Diplomasi çevrelerinde artık sıkça kullanılan ifade........
