menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Brexit’in son kurbanı…

27 0
23.06.2026

Bir zamanlar İngiliz siyasetinin en büyük gücü istikrardı. Hükümetler değişirdi ama devletin yönü değişmezdi. Bugün ise dünyanın en köklü parlamenter demokrasilerinden biri, son on yılda yedinci başbakanını arıyor. Ülkede Brexit tartışmaları yaşanırken, Londra sokaklarını süsleyen afiş ve pankartları hatırlıyorum. Bugün o pankartlarda yazılanların tam tersi yaşanıyor.

Keir Starmer’ın istifası bu yüzden yalnızca bir lider değişikliği değil. Bu, Brexit’ten beri derinleşen bir krizin son halkası.

Halbuki İşçi Partisi, 2024 seçimlerinde tarihi bir zafer kazanmıştı. Muhafazakârların on dört yıllık yıpranmış iktidarı sona ermiş, Starmer “istikrarı geri getirecek adam” olarak Downing Street’e girmişti. Aradan henüz iki yıl geçmeden aynı Starmer, kendi partisinin desteğini kaybederek koltuğunu bırakmak zorunda kaldı.

Çünkü sorun liderlerde değil, ülkenin bizzat kendisinde…

Anlatayım…

İstifaya giden yol

Starmer’ın düşüşü aslında bir anda yaşanmadı. Son aylarda İşçi Partisi içerisinde büyüyen hoşnutsuzluk giderek açık bir isyana dönüştü. Mayıs ayında İngiltere, İskoçya ve Galler’de yapılan yerel seçimlerde İşçi Partisi ağır kayıplar yaşadı. Özellikle Nigel Farage’ın liderliğindeki Reform UK’nin yükselişi, parti içinde alarm zillerini çaldırdı. Reform UK, göç, hayat pahalılığı ve devlet hizmetlerindeki gerileme üzerinden geniş bir seçmen kitlesine ulaşmayı başardı. Brexit referandumunu kazandıran öfke ve dışlanmışlık duygusu bugün yeni bir siyasi güç olarak geri döndü. İngiliz seçmeni artık yalnızca hükümetlerden değil, sistemden de memnun olmadığını açıkça dile getirir oldu.

Çok sayıda Milletvekili Starmer’ın çekilmesini istedi; bazı sayımlara göre görevden ayrılmasını talep eden İşçi Partili milletvekillerinin sayısı 90’ı geçti. Anketlerde parti üyelerinin önemli bölümü de artık Starmer’ın İşçi Partisi’ni yeniden ayağa kaldıramayacağını düşünüyordu.

Aslında Starmer’ın temel sorunu seçim kaybetmek değildi. Seçmenlerin gözünde neyi temsil ettiği giderek belirsizleşmişti. Muhafazakârların çöküşünden faydalanarak iktidara gelmişti ancak iktidarda kendine ait güçlü bir hikâye kuramadı. Göç politikalarında sağa yaklaştığında soldan tepki aldı, sosyal harcamalarda kısıntıya yöneldiğinde geleneksel İşçi Partisi tabanını kızdırdı, merkez seçmene seslenmeye çalışırken de kimliğini bulanıklaştırdı. Sonuçta hem sağın........

© T24