Elli beş yıllık İran yolculuğum

Tahran’dayım.

Cuma namazı sonrasında Tahran Üniversitesi’nin bahçesinde toplanan on binlerce İranlı’ya Dini Lider  Hamaney hitap ediyor.

3 Şubat 2006.

Hamaney ağzını açıyor, “Katil Amerika, Katil İsrail”, ağzını kapıyor, yine aynı tonda.

Başlarına kırmızı bandana geçirmiş on binlerce öğrenci, çoğu Devrim Muhafızı, Hamaney’e eşlik ediyor:

“Merg ber Amrika, Merg ber Amrika”.

Kahrolsun Amerika, Amerika’ya Ölüm anlamında. İslam Devleti kurulmasından sonra protestoların klasik sloganı.

Asıl ritüel Hamaney’in konuşması bitince başlıyor. Devrim Muhafızlarının yönlendirdiği öğrenciler üniversitenin bahçesinden sokaklara taşıyor, bazıları göğüslerini açarak, ellerinde bıçaklarla hayali Amerikalıları öldürüyor.

Musaddık cinayeti

Yaklaşık seksen yıl İran - Amerika ilişkileri hep aynı eksen çevresinde dönüyor:

Petrol!..

İki ülke arasındaki iplerin ilk koptuğu yıl 1953.

Başbakan Musaddık İran petrollerini millileştiriyor ve CİA tarafından öldürülüyor.

Şah Rıza Pehlevi ile Amerika bir öyle, bir böyle. Rıza Pehlevi’yi hem Başkan Nixon, hem Başkan Carter öve öve bitiremiyor, ama sonra Carter Humeyni’nin İran’a dönmesine, Şahın devrilmesine yardım ediyor.

Musaddık ve biz

1953’te Türkiye’de Demokrat Parti iktidarı Amerika ile her ne kadar içli dışlı ise de...

Amerika’nın Musaddık’ı öldürmesine Türkiye’de üniversite gençliği ve aydınlar sesiz kalmıyor. Amerika’ya protestolar başlıyor.

Onunla kalmıyor.

Türkiye’de de petrolün ve madenlerin millileştirilmesi tartışmaları kendini gösteriyor.

Çünkü, o tarihte Türkiye’deki petrol ve maden yasalarını Amerikalılar hazırlıyor!..

60’larda millileştirme istekleri artarken, millileştirme politikası Türkiye İşçi Partisi programına giriyor. Panellerde Musaddık sık sık anılıyor. 

Persepolis 1971

Biraz geriye gidiyorum.

Persepolis’teyim.

Ekim 1971.

2.500 yılı kapsayan çeşitli İran İmparatorluklarını temsilen düzenlenen törende iki bine yakın İran askeri, farklı silahlar ve giysilerle gözlerimin önünden geçiyor.

60 kilometre karelik alanda kurulan lüks çadırlarda önde gelen devlet adamları ve dünyanın en seçkin 600 konuğu ağırlanıyor. Fransa’dan gelen mutfak altın renginde süslenmiş on bin tabaktan oluşan yemeklerde beş saat süreyle servis edilirken, davetliler klasik müzik dinletisiyle ziyafete katılıyor. Özel dikilen ağaçlarda fıskiyelerden yıldız şeklinde sular fışkırırken, yüz yıllık şaraplarla dünyanın bir daha eşine rastlamadığı bir kutlama gerçekleşiyor. Milyar dolarlar harcanıyor.

Pers İmparatorluğu 2.500’cü yılını kutluyor.

Ne var ki...

O kutlama Şah Rejimi için sonun başlangıcını oluşturuyor.

Halktan kopuşun unutulmaz töreni!..

Töreni, aralarında benim de bulunduğum bini aşkın gazeteci izliyor. Dünyanın bütün TV kanalları töreni dizi halinde yayınlıyor.

“Bir iktidar halktan nasıl kopar?..”

Bunu gözle görüyorum, elle tutuyorum!..

Artık farklı bir İran var.

İran'a ikinci kez 1984'te Turgut Özal'la gidiyorum.

Hıristiyan siyonist

Humeyni sonrasında inişli çıkışlı, bazen rehine krizli ilişkilerde İran ile Amerika arasında sular durulmuyor.

En keskin dönüş 2018. İlk Başkanlık döneminde Trump İran’ı hedef alıyor:

“İran terör ülkesidir, katil rejimdir”.

Diline doladığı bu söylem, bizi bugünkü savaşa getiriyor.

Trump - Netanyahu haydutluğu ile.

Evanjelizm - Siyonizm işbirliği ile.

Trump bir Hıristiyan siyonist olarak!..

Kritik boğaz

Savaş sayısız yoruma açık. Amerikan - İsrail saldırganlığı, dünya için ağır bunalım ve İran’ın tepkisi  dahil olmak üzere.

İran iki savunmaya başvuruyor:

1-Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerini ve o ülkelerin bazı kentlerini bombalıyor.

2-Hürmüz Boğazı’nı kapatıyor.

Hürmüz İran ile Umman arasında, Basra Körfezi’ni açık denizlere bağlayan geçit. Dünya petrol ve doğalgaz ticaretinin yüzde yirmisi buradan gerçekleşiyor.

Boğaz’ı kapattığı için nakliye duruyor, geçen cuma günü 69 dolar olan petrolün varili dün öğleden sonra 93 doları aşıyor.

“İyilik Tanrısı”

Hürmüz Emirliği 1050 - 1600 yılları arasında İran’da hüküm sürmüş bir devlet. Hürmüz sözcük olarak, “iyilik Tanrısı” anlamında.

Ancak, Hürmüz’ün kapatılması şu anda kimseye iyilik getirmiyor.

Petrolün varili 1973 krizinde 130 doları görüyor.

1979 Humeyni Tahran’a döndüğünde, 105 dolardan işlem görüyor.

2022’de Rusya - Ukrayna savaşı başladığında 128 dolara fırlıyor.

Bu yılın Ocak ayında 60 dolar iken, şimdi nereye kadar tırmanacağı derin kaygıyla izleniyor.

Hürmüz kapalı.

Şu anda 250 milyon varil petrol taşınamaz durumda.

Bu da fiyatları pompalıyor.

İran’da gıda sorunu

Hürmüz Boğazı’nı kapatarak, dünyaya ağır fatura yükleyen İran...

Kendisine de bir fatura yüklüyor.

İran Hürmüz Boğazı’ndan yılda 14 milyon ton tahıl ithal ediyor.

İran Halkı’nın gıdası!..

Boğazın kapanması kendisi için de büyük risk.

Dünyaya ihraç ettiği enerji krizinin ötesinde...

Kendi içinde gıda krizini nasıl karşılayacak?..

İslami rejime en küçük bir sempatim asla ve asla yok ancak, kendisini savunmak amacıyla İran ne yaparsa yapsın, sonuna kadar haklı.

Bununla birlikte...

Amerika ve İsrail ile savaşıyor ama, Hürmüz’ü kapatarak, Amerika’ya pek zarar vermiyor.

Körfez’de düşman kazanıyor, ayrıca gıda kriziyle karşı karşıya. Bunu düşünüyor olmalı!..


© T24