Dünyada petrol bunalımı: Ama, İsrail’de neden yok?
Hürmüz Boğazı’nı kapatan, ayrıca petrol üreten ülkelerde rafinerileri vuran İran...
Çin, Japonya dahil, Batı ülkelerinde son elli yılın en büyük enerji krizine yol açıyor, dünya ekonomisine büyük zarar veriyor.
Ama, en büyük düşmanı İsrail’e zarar veremiyor!..
Öldürülen dini lider Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney yeni dini lider seçiliyor ancak, henüz etkisi yok, yaralanmış, savaş günlük tepkilerle yürütülüyor.
Yönetimde dizginler elden kaçtığında, karar verme yetkisi valilere geçiyor, bir de kimlere?..
Devrim Muhafızlarına!..
Siyasi ve ekonomik vizyondan yoksun, rejimi baskıyla sürdürmeye çalışan fanatik askerlere!..
Şu anda sözü en çok geçen onlar. Hesapsız, kitapsız savaşı yönetmek peşindeler.
İran muhalefeti
Bir süre önce rejim aleyhinde sokaklara dökülen insanları savaş durduruyor. Zaten parçalanmış olan muhalefet, toplumsal gücünü kaybediyor, şimdi doğru bir tercihle kenara çekiliyor.
Savaşla birlikte, plansızlığına rağmen, rejimin değişmesi uzak ihtimal.
Savaş, iki insanlık suçlusunun Trump ile Netanyahu’nun beklentilerinin aksine, İran’ı bütünleştiriyor.
Yüzde 99’u ithal
Savaşırken, İran’ın ihmal ettiği temel sorulardan biri şu:
İsrail petrolü nereden sağlıyor?..
Bütün dünya “petrol” diye, dizlerini döverken, fiyatlar almış başını giderken, İsrail’in petrolü nereden, nasıl sağladığı arka planda kalıyor.
İsrail’de petrol yok. Sadece yüzde 1’ini kendisi üretiyor, kalan yüzde 99’u ithal. Nereden ithal ediyor?..
Yedi ülke
İsrail’in petrolü nereden sağladığına ilişkin bir rapor yayınlanıyor. Sivil toplum örgütü “Oil Change International” tarafından yayınlanan raporda yedi ülkenin adı geçiyor:
Azerbaycan, Kazakistan, Gabon, Brezilya, Nijerya, Kongo, İtalya.
İş sadece ülkelerle sınırlı kalmıyor.
İsrail’e petrol sağlayan Amerika güdümlü uluslararası petrol şirketlerinin rolü çok fazla. İsrail’in ihtiyacının yüzde 66’sını o şirketler sağlıyor.
Pratikte nasıl sağladıkları ise, polisiye filmi gibi.
BTC hattı
BTC yani, Bakü - Tiflis - Ceyhan Boru hattı.
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’den başlayan, Tiflis (Gürcistan) üzerinden bizde Adana yakınındaki Yumurtalık limanına uzanan petrol hattı.
Azerbaycan’dan gelen petrol Yumurtalık’a ulaşıyor. Burada adını Azerbaycan’ın eski Devlet Başkanı Haydar Aliev’den alan bir petrol terminali var.
Kritik nokta burası:
Parasını veren herkes o terminalde petrol satın alıp, tankeri dolduruyor. Tanker petrolü istediği yere götürebiliyor. Kime sattığına ilişkin kimseye hesap vermek zorunda değil.
Tankerler, yani özel firmalar zaman zaman uyarılıyor. Onlar da, rotalarını gizlemek amacıyla, izleme sinyallerini kapatıyorlar. Çoğunlukla İsrail’e gidiyorlar. Bu ticareti Amerikan kaynaklı uluslararası petrol şirketleri yürütüyor.
İsrail kullandığı petrolün yüzde 30’unu bu yolla karşılıyor.
Anlaşmalar ve anlaşmalar
Yumurtalık Türkiye’de ama, Türkiye’nin bu ticareti önleme imkanı yok.
BTC Hattı ile Yumurtalık’a ulaşan Azeri petrolünü de, Azerbaycan’ın kesme imkanı yok.
Öncülüğünü yine uluslararası petrol şirketlerinin yaptıkları anlaşmalar bu imkanları hayli kısıtlıyor.
Ama, İsrail buradan da petrol sağlıyor.
Bunu durdurmak gerekmez mi?..
Peki, nasıl?..
O dış politikanın, uluslararası hukukun, dünyadaki petrol ticaretinin ince ayrıntılarıyla ilgili olsa gerek.
Dünyada pek çok ülke, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve petrol ülkelerinin rafinerilerini bombalaması nedeniyle, ağır ekonomik bunalıma düşerken...
İsrail durumu idare ediyor!..
Çözümün ilk iki adımı
Savaşın yönetimini Devrim Muhafızları’na bırakmadan, ilk iki adımı İran’ın atması gerek:
1-Hürmüz Boğazı’nı açmak,
2-Körfez ülkelerinin rafinerilerini bombalamaktan vazgeçmek.
Kendisine ve dünya ekonomisine nefes aldırmak için.
Kendisine, çünkü Hürmüz’ü kapatmak İran’ın da aleyhine. İran yılda 14 milyon ton gıda ürününü Hürmüz geçişlerinden sağlıyor.
Sonra da Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın (Tiflis) BTC Hattı anlaşmalarını ele alması gerek.
