Top yuvarlak olsa da saha dikdörtgendir!

Bugün, biraz uzakta olmanın da verdiği dürtüyle “milyonların sevdası” bir sahaya çıkayım! “Fanatik” olmadan “taraftar” olayım! 

Futbolun içine, orta yerine, stadına, tribününe, basınına doğdum. Babam Galatasaray Lisesi mezunu, Beşiktaş futbolcusuydu. Daha doğrusu, öyleymiş. Beşiktaş’ın “Zalad hariç” bir asır boyu oynamış tüm futbolcularının adının bulunduğu “100’üncü Yıl Forması”nda o da var.

Genç yaşında sakatlanınca, Türkiye’de yapılamayan bir ameliyat yüzünden İtalya’ya gidiyor. Bir bakıma sakat da kalıyor. Topallardı zaten. Orada eğitim, hasret derken, döndükten sonra, futbol bilgisi ve özel sesiyle, spor yazarı ve Türkiye’nin radyoda canlı maç anlatan ilk spikerlerinden. Sadece futbol değil, sonradan “boks müsabakası” anlattığını da duydum.

Doğduğumda, maç anlatan ve gazetelere, Türkspor dergisine yorumlar yazan bir babam vardı. 3 yaşımda tribündeydim. Biraz birlikte otururduk, sonra o naklen yayın kulübesine geçerdi. Götürmediği maçları evde dinlerdim. Arada “Bağlarbaşı’ndan dinleyicimiz Umur” dediğinde sevinirdim.

O kadarla kalmazdı. Bağlarbaşı’nda oturduğumuz apartmanın bahçesinde beni çalıştırırdı. Bunlar da 3, 4 ve en fazla 5 yaşın başları. Anneme göre, bazen kızarmış da; hareketi düzgün yapamazsam! Elimizde birkaç kitap vardı: Biri İtalyanca, içinde grafikler var. Pas, verkaç, ofsayt vb. Diğeri Türkçe, ilk büyük hakemlerden ve yine naklen maç anlatan Sulhi Garan’ın “Hakemin El Kitabı.”

Bu ikinci kitap hala bende. Okuma yazma bilmeden ilk kitaplarım işte. Üstünü kargacık burgacık karalamışım yer yer. Kendimce not mu tutuyordum ne! Okuma yazmayı öğrendiğimde ilk okuduğum kitaplardandır. İlkokulda yani, hocam!

O kadar da değil. Babam yürüyebildiği zamanlarda beni sıkça gazetelerine de götürürdü. Statta futbolcular, gazeteciler ile tanışırdım. Bütün bunlar 5 yaşıma kadar oldu. Sonra babam yatağa tayin oldu. Derken hastaneye. Hastanede de hep futbol. Gazeteciler gelir, onunla söyleşi yapardı. Yayımlarlardı. O kupürlerin bazıları da duruyor bende. Annem sağ olsun; ama sağ değil tabii!.. Miras işte!

Miras gazetecilikti, futboldu, Beşiktaş’tı. Babam o gün hastaneden çıkıp beni Türkiye-İtalya milli maçına götüreceğini söyledi. İtalyan futbolu uzmanı olduğu için çok sayıda gazetede onun hastane yatağında dile getirdikleri yayımlanmıştı. “Lefter’in oynatılmayacak olması”na tepkiliydi. Ki “ordinaryüs” İtalyan futbolunda da yerini bulmuş, adada babamla sohbet ederken başımı okşamış dünya ve saha iyisi bir insan, bir Fenerbahçeliydi. Şimdi düşünüyorum da “Rum sürgünü” o da sahadan mı sürülmek........

© T24