Tekerrüre karşı tefekkür!
Netanyahu ve Trump devletleri onca kırım, kıyım, saldırganlık ve kan pahasına dünyada bir “uyanış” yarattı: Vicdan enternasyonalizminden antifaşist enternasyonalizme uzanan bir yolu açtı.
Sovyetler Birliği’nin ikinci büyük savaştaki (nüfusunun yüzde 14 kadarını oluşturan) 19 milyonu sivil, 27 milyon insan kaybını saymazsak (tabii sayılacak gibi de değil sayılmayacak gibi de) faşizmin, Nazizm’in en büyük etnik-dini zulmüne, soykırımına maruz kalmış bir halkın tamamı değil, “devlet” olmuş temsilcileri, bu yüzyılın en büyük etnik-dini soykırımını gerçekleştirdi… devam da ediyor.
Bu, “insani-vicdani duyarlılıkları” öfke ve eylem olarak dünya çapına yaydı beraberinde.
Gazze ve Netanyahu’ya, Trump’a ve yaptıklarına, zihinlerine bakanlar aynı anda Hitler’i, Mussolini’yi de görüyor, aynı anda kendi ülkelerinin despotlarını, faşistlerini, faşizanlarını da daha iyi anlıyor.
Özellikle genç kuşaklar için tam böyle. Uzak sayıldıkları, çoktan geçip gitti sanılan bir tarih, artık içinde bulundukları tarih.
O yüzden mesela, İtalya ve Portekiz 30 yıl arayla, ama aynı gün, Mussolini (ve Hitler) faşizminden, Salazar’ın faşizan diktasından kurtuluşlarını bir başka idrak ediyor.
O yüzden ABD’de, Trump’ın milislerinin “göçmen avı” sadece buna tepkiyi değil, antifaşist duyarlılığı da buluyor karşısında ve bu sık sık seçim sonuçlarına........
