menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seyhan’dan Gülistan’a…

41 0
21.04.2026

Elbette henüz hüküm yok ve hakikatin tamamını bilmiyor da olabiliriz ama…

Gülistan Doku cinayeti bir “devlet mikrokozmos”unu da anlatıverdi. Bir de yok edilmiş bir genç kızın öldürülmesi ve ailesinin derin acısı üzerinden içinde bulunduğumuz hayata ve ülkeye dair ders alıyoruz!

Cinayette “neden sonra” ısrarlı bir savcının dirayetiyle ortaya çıkanlar ne anlatıyor:

Vali, oğlu, korumalar, doktor…

Yani “küçük bir devlet ağı ve ağalığı” tecavüz, cinayet, delil yok etmenin ardından hiçbir şey olmamış gibi “halkın dirliği, birliği, güvenliği ve kontrolü ile devlet baskısı”ndan “sorumlu” olarak yoluna devam etmiş!

“Küçük bir devlet ağı” bu ülkenin tarihini, talihini karartan, insanlarını yok eden “büyük devlet ağları” ve ağalarının hatırasını da canlandırıyor.

“Devlet veya devlet görevlileri” suç işleyebilir, suçu karartabilir ve bu şekilde hayatına devam ettiği gibi hayatı da o şekilde devam ettirebilir! Nice böyle sorumlu öylece devam etti zaten.

Tek tek saymakla bitmez elbette. “Faili meçhul” denen ve katliama dönüşmüş, hadi “seri cinayet” diyeyim, “yok edişler” ve “kayıplar” o kadar çoktu ki zaten. Arada büyük fark olduğunu düşünüyoruz: Onlar “siyasi”ydi bu ve benzerleri ise “adi” diye! Ama çok fark yok.

Her birinde, bireysel görünsün yahut örgütlü icra veya infaz edilsin, “insan hayatı”nın bizzat devlet veya birimleri veya temsilcileri eliyle yok edilebilmesi veya karartılması var. “Devlet görevi veya makamı”nın “terminatör” olarak kullanılmasının normal görülmesi var.........

© T24