‘Güzel ölüm’e kadar berbat yaşam!
16 yıl önceydi. Kara ölümün adı bu kez Karadon’du. Bu iktidarın yaşı henüz sekizdi. 30 madenci kömürün karasında can vermişti. Bu iktidarın Çalışma Bakanı “güzel öldüler” deyiverdi.
Madenlerin ve ölümüne madencilerin etrafında hep “Bu işin fıtratında var”lar dönüp durdu; yetmedi bir de unutulmaması gereken bir “tekme” görüldü.
Şimdi kimi madenci yürüdü, açlık grevine koyuldu, soyundu, bedenine acısını kazıyıp yazdı, açlığını haykırdı, verilmeyen haklarını saydı.
“Güzel ölenler”in “güzel” bile değil, sadece “bir hayat” özlemi coplandı, toplandı, gözaltına tıkıldı. Ölülerine güzelleme yapanlar, dirilerinin gasp edilmiş haklarını, karartılmış insanlıklarını, evlatlarının açlıklarını seslendirmesine katlanamıyordu.
Biat-itaat üzerine organize biçimde kesifleştirilmiş bir düzen itirazdan hiç hoşlanmıyordu. Boyun eğecektin; başını kaldırdığın anda ezmek için “kolluk kuvveti” vardı ve “kulluk kuvveti” haline getirilmişti özel menfaatleri korumak, kollamak için.
Akbelen’de öyleydi, Migros grevinde öyle…........
