menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ülkeler ve rejimler değil “medeniyetler çatışması”

15 0
05.03.2026

“Medeniyetler Çatışması” kavramı esas olarak Samuel P. Huntington tarafından ortaya atıldı. Huntington, kültür ve medeniyet blokları arasındaki çatışmanın kaçınılmaz olduğunu savunur… Şu günlerde Amerika (ABD) ve İsrail’in İran’a yaptığı saldırıyı izliyoruz. İzliyoruz ama neden ve sonuç ilişkisi kurmak yerine duygusal yargıda bulunuyoruz. Yapılan haber ve yorumlar her ne kadar sorunun çevresinde dolaşıyor olsa da bu savaşın kök nedenlerine yönelik bir değerlendirme eksik kalıyor. Burada üç kavram çıkıyor karşımıza: emperyalizm, medeniyetler arası savaş ve derinde bir pusu gibi duran ekonomik gücü kutsayan kapitalizm. Bunlar aslında eski medeniyet anlayışının hala insanlığı zihinsel kıskacı altında tuttuğunun göstergesidir. Evrensel bilinç anlayışının güç kazanmaması ve devlet / din otoritelerinin mülkiyet ve inanç paradigmaları arasındaki yarılma insanlığı hâlâ etkisi altında tutan ontolojik bir engel olmaya devam ediyor. Amerikan emperyalizmi, İsrail’in soykırımcı Siyonizm’i ve İran’daki gerici ve otoriter rejim hepsi de eskiyen ve insanı yok oluşun eşiğine taşıyan medeniyet anlayışının kalıntılarıdır.

Her şeyden önce en azından şunu anladık ki, bu çatışmanın yüzeydeki tepkisel ve yanlı söylemleri (rejim değişikliği, demokrasi, güvenlik gibi) sadece bir araç olarak kullanılıyor. Asıl motivasyon “egemenlik” odaklı ekonomik ve stratejik çıkarlar olabilir. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik politikaları, enerji yolları, bölgesel nüfuz ve Çin-Rusya karşısında denge kurma gibi somut çıkarlar ekseninde şekilleniyor. Rejim değişikliği veya ideolojik söylemler bu çıkarları meşrulaştırmanın bir aracı. Ancak asıl mesele daha da derinde.

Meseleye düşünce boyutu açısından bakacak olursak, devletler kendi halklarını ideolojik temellerde araçsallaştırıyor. Güç ve mülkiyet........

© T24