menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanatın “bilirkişisi” ve sanatçı–düşünür

9 0
10.04.2026

Son zamanlarda sanat akademisyenliği ve küratörlük vazifeleri altında sanatçı ve yapıtları üzerine yazılan yazıları büyük bir tedirginlikle izliyor, okuyorum. Sanat üzerine yazmak sanata dışarıdan değil içeriden bakan – bakabilen kişilerin işi olmalı. Kendi bilgi kapasiteleri üzerinden şekil alan ve kendilerini bilgili saydıkları üzerinden ortaya çıkan yazılar referanslarla doyurulan metinlerden öteye gidemiyor. Elbette ki bunun farkında olabilmek için gerçekten sanatın her alanıyla ilgilenen ve sanatını felsefi bir temel üzerine oturtmaya çalışan bir sanatçı olmak lazım. Bu durum benim için günümüz sanatının en büyük sorunu sayılır. Sanatın “bilirkişisi” tavrı sanatçı tavrının yerini alıyor gibi bir durum ortaya çıkıyor. Bu mesele sanat dünyasında uzun süredir tartışılan ama son yıllarda gerçekten daha görünür hâle gelen bir gerilimdir. Benim tedirginliğim aslında sanat üretimi ile sanat üzerine konuşma/yazma otoritesi arasındaki ilişkinin kaymasıyla ilgili.

Sanatın içeriden deneyimlenen bir bilgi alanı olduğu fikri yeni değil. Örneğin Wassily Kandinsky sanat teorisini doğrudan sanatçı deneyiminden kurmaya çalışmıştır… Sanat üretiminin, sezgisel, deneyimsel, maddi süreçlere bağlı, çoğu zaman dil öncesi bir bilgi içerdiği açıktır. Bu nedenle birçok sanatçı, yalnızca teorik referanslarla yapılan sanat yazılarının yüzeysel kaldığını hisseder. Çünkü üretim sürecindeki belirsizlik ve sezgisel kararlar metinde çoğu zaman görünmez. Elbette ki ille de yüksek yeterlikte bir sanat metni beklentisinde olmak oldukça sorunlu; ancak mesele bu çabanın belirleyici bir otorite aracına dönüşmesidir.

Sanata içeriden bakmakta yetersiz kalan akademik ve küratöryel yazıların yapısal sorununa dikkat çekmek özellikle özerklik alanlarını korumaya çalışan........

© T24