Hız çağına direnen şiir
Diğer
13 Ocak 2026
Günümüz edebiyat dilinin evrilmekte zorlandığı süreç hiç şüphesiz iletişim teknolojisine yönelik dil uyuşmazlığıdır. Şiir yavaşlatılmış düşünümlerin ve geniş zamanlı dil örgülerinin anlam üretim ortamıdır. Anlık olanın sonsuzluk hissiyatıyla buluştuğu bir zihinsel ortamdır bu. Şiir her ne kadar değişen çağların akışında kendi dilini inşa etmiş ve korumuşsa da bunu bir üst dil olarak koruyarak yaptı. Ancak yaşam ve hız arasında sıkışan günümüzün dil koşullarında şiirin en son akla gelen bir ifade biçimi olarak hala varlığını sürdürmesi önümüze köklü bir meseleyi koyuyor: bu da imge ve metaforun mitik anlatı geleneğinde ısrar etmesi ve romantik sembolik ya da sürreal anlam kurgularının hala belagatin aksını oluşturmaya devem etmesiyle ilgilidir. Bu yapının radikal olarak çökmesi elbette ki bizi şiirin inkârına kadar götürür; ancak bunun yapıbozumcu bir dil kurgusuyla yeniden daha çağcıl bir dinamizme kavuşturulması şiirde yeni bir arayış olarak karakter kazanabilir. Bunu deneyen şairler mutlaka vardır. Yine de şiirin yavaş algıya yönelik kendi içselliği ve hız çağının anlam pekiştirmeye yönelik ihtiyacı bir çelişki olarak karşımızda duruyor…
Şu içinde yaşadığımız dijital ve hız çağında şiirin bir üst dil olarak değer kaybetmeye başlaması edebiyat türlerinin de dönüşüme uğradığının bir göstergesidir aslında. Yeni nesiller sosyal medyada kullandıkları aforizmalar ve emojilerle kendilerini ifade etmeye başladılar. Bu sadece edebi olan üst dilin değil gündelik dilin de zayıflamasına neden oluyor.
Şiir, tarih boyunca insanın en yoğun duygu, düşünce ve sezgilerini ifade ettiği bir üst dil olarak varlığını sürdürdü. Ancak içinde bulunduğumuz dijital hız çağı şiiri hem bir tehdit hem de dönüşüm fırsatıyla karşı karşıya bırakıyor. Şimdi bu bağlamda – bu hız çağında – kendi dilini nasıl inşa edebilir?
Şiir, çağın hızına karşı duran bir dil olabilir. Yani şiir, tüketim mantığına uymayan, yavaşlatan, durduran, düşündüren bir “karşı dil” olarak kendi varlık nedenini yeniden inşa edebilir. Bu, bir tür “anlamın direnişi” olur. Yani şiir, hızla akan bilginin içinde bir “durak” gibi işlev görebilir. Turgut Uyar’ın dediği gibi: ”Çünkü modern hayat çok gürültülü.” Şiir bu gürültünün içinde sessiz ama derin bir yankı olabilir.
Her ne kadar dijital kültür şiiri tehdit ediyor gibi görünse de, aslında şiire yeni olanaklar da sunuyor. Örneğin, dijital şiir gibi görsel, işitsel ve hatta etkileşimli şiir formları düşünülebilir. Buna multimedya ile şiirin birleşimi diyebiliriz. Görsel sanat, müzik........
