Güzellik kanonu: Estetik mi, etik mi? |
Kadında güzellik üzerine düşünüyorum. Aslında hiç de görüldüğü gibi görünüşle ilgili bir mesele değil. Güzellik kanonu, aslında kadına ait olmayan ve uyulması gereken bir biçimi dayatmaya çalışır. Bu bir tür şiddettir. Geniş anlamda herkes kendi yolunda güzel hissedebilir, ancak gerçek şu ki, toplumsal olarak güzellik kanonları bunlardır, başka kanonlar yoktur ve bunlar o kadar esnek değildir. Aslında güzellik sorunsalının estetikle hiçbir ilgisi yoktur; etik ile ilgilidir. “Kozmetik” kelimesinin Yunanca “düzenlemek” anlamına gelen “kosmeo” kökü gibi; güzellikle hiçbir ilgisi yoktur. Düzenli olmakla ilgilidir. Mantık her zaman “düzen” mantığıdır. Her şeyin yerli yerinde olmasıyla ilgilidir… Kadında güzellik sorunu estetik olmaktan çok etik bir sorundur… Günümüz feminizminin de görüşlerini yansıtan bu yaklaşım, güzelliği “beğenilme” ya da “estetik haz” alanından çıkarıp “norm”, “düzen” ve “itaat” alanına yerleştiriyor.
Tarihsel olarak baktığımızda, güzellik kanonlarının büyük kısmı erkek egemen düzenler içinde şekillenmiş. Örneğin Aristoteles’ten beri Batı estetiğinde “oran”, “ölçü”, “simetri” gibi kavramlar güzelliğin ölçütü sayıldı. Rönesans’ta Leonardo da Vinci’nin “ideal beden oranları” çizimleri, insan bedenini matematiksel bir düzene oturtma arzusunu yansıtır. Bu düzen fikri masum görünür; ama “ideal” ortaya çıktığında, “ideal olmayan” da üretilmiş olur.
Güzellik kanonu bir tercih değil, bir norm haline geldiğinde etik bir meseleye dönüşür. Çünkü norm, sapmayı üretir. Sapma ise cezalandırılır – dışlanma, değersizleştirme, görünmez kılınma ya da tam tersine sürekli görünür kılınma yoluyla. Bu yüzden birçok feminist düşünür güzelliği estetikten çok iktidar meselesi olarak ele aldı.........