menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital çağ ve yeni cahillik

19 0
11.03.2026

Her türlü bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı, içinde yaşadığımız bu dijital çağda cahillik de yeni bir karaktere büründü. Cahillik sadece okumamışlık, bilgisizlik değil bilgiye ihtiyaç duymama durumudur; ancak özellikle sosyal medyada ortaya çıkan “dayanaklardan yoksun haklılık çatışması” cahilliği bir başka boyuta taşıdı: Doğru olan bilgiyi aklın bir düşünceye yatkınlığına göre olumsuzlamak... Bu durum yeni bir entelektüel sınava dönüşmüş durumda… 

Bugünkü durum klasik “cehalet” tanımını (bilgi eksikliği) aşarak epistemik bir tavra dönüşmüş görünüyor. Bilgiye ihtiyaç duymama, hatta daha ileri düzeyde bilgiyi bilinçli olarak reddetme. Bu, sıradan bilgisizlikten farklı olarak normatif bir pozisyon içerir. Bu dönüşümü birkaç eksende netleştirmek lazım.

Enformasyon bolluğu ve epistemik yorgunluk dikkat dağınıklığına neden olurken yeterlilik nosyonu da dönüşüyor. Dijital çağda sorun bilgiye erişememek değil, aşırı enformasyon içinde ayıklama yapamamaktır. Algoritmik platformlar dikkat ekonomisine göre çalışır; doğruluk değil, etkileşim önceliklidir. Bu ortamda bilginin doğruluk değeri, görünürlük değeriyle yer değiştirir. Argüman, yerini pozisyona bırakır. Hakikat, “trend” olanın gölgesinde kalır. Bu da epistemik bir tembellik üretir: “Araştırmaya gerek yok, zaten hissediyorum.” Dayanaksız haklılık çatışması ve onaylanma psikolojisi de bu tembellikten kaynaklanır.

Peki, bu tembellik sözünü ettiğimiz etkilerin bir sonucu mu? Pek de öyle görünmüyor; daha fazla kolaya kaçan bir tercih gibi duruyor. Bu durumda, doğru olan bilgiye karşı çıkış ve değersizleştirme epistemik değil, varoluşsaldır. “Yanlışım” demek, “ben yanlışım”a dönüşür. Yanlış olmayı kabul etmek ise kendini inkâra dönüşür. Dolayısıyla doğru bilgi, mantıksal olarak........

© T24