menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sahi, “ha bugün ha yarın” dedikleri o yasa teklifi nerede, bilen var mı?

26 0
17.06.2026

Malum, hafta sonu Demokratik Cumhuriyet Konferansı’ndaydık.

Etkileyici konuşmalar ve hayal ettiğimiz bir Türkiye tahayyülüyle dolu iki gün, besleyici ve yıllardır hasret kaldığımız tarzda bir organizasyondu.

Kürt siyasetinin neredeyse en güçlü isimleri, konuya dair güncel ve doğru bilgi sahibi kişilerle bir arada olmak iyi bir “kulis” yazma arzusunu da tetikliyor, kabul etmek lazım.

İki hafta üst üste Meclis’te bulunmak da kulis açısından epey gıdıklayıcıydı, bunu da kabul etmek lazım. Ama meselelere Ankara kulisleriyle bakmak da her zaman doğru sonuçlara yaklaşmanızı sağlamıyor, bunu da not düşmek isterim.

Mesele Kürt meselesi olunca siyasi kulis yazma işinin riski de daha fazla artıyor. Zira yazdığınız kulisin o anda doğru olması, peşi sıra gelişmelerle hızla çürümesinin önünde bir engel teşkil etmiyor! Çünkü konu “çözüm” olduğunda bir gün arayla iki ayrı uca yatabilen gelişmeler yaşayabiliyoruz.

“Yasal düzenleme teklifi yaz bitmeden Meclis’e gelecek” desen mesela, hiçbir siyasi konuda olamayacak kadar bir hızla diğer uçtaki seçeneğin gerçekleşmesi de pek mümkün.

Muhakkak partiler kendi içinde yasal düzenlemelerin üzerinde çalışıyorlar; yani yasa konusu herkesin masasında. Fakat kendileri de, yani birinci dereceden muhataplar da tahminle yol yürümek zorunda bırakılıyorlar. Çünkü bakıp, kestirip anlayabilecekleri bir oyun kurucuyla muhatap değiller.

Daha çok zaman kazanma, ortaya çıkmadan iş yapma, kapalı kapılar arkasında anlaşma, suni tartışmalarla gündemi meşgul ederek dünyadaki gelişmelere göre hareket etmek isteyen ve belki de en önemlisi sadece kendi ajandalarının kazanımını düşünen bir yapıyla aynı masadalar. Yani yasa Temmuz’da ortaya çıkabilir de bir sonraki yasama yılına kalabilir de.

Bu iki olasılığın gerçekleşme olasılığı da gerçekleşmeme olasılığı da eşit ağırlıkta!

Konferansta kulislerimi doğrulatma çabasındayken -ki bu mesleğin doğası, haber peşinde koşarken pek de başka bir düşünceye yer kalmamasıdır- fark ettim ki ben de bir miktar mesleğin ateşine kapılmışım. İmralı’ya gidecek gazetecilerin arasında olabilme meselesine odaklanmaktan, İmralı’nın kapılarının gazetecilere açılmasının zaruretinden bahsetmez olmuşum. Bir yurttaş, bir barış gazetecisi, bir insan hakları savunucusu olarak taleplerim, yerini gündem sarhoşluğuna bırakmış. Oysa tıpkı diğer hususlarda olduğu gibi aniden bu yaz İmralı ziyaretleri de yapılabilir, bir daha asla İmralı ziyareti diye bir konu söz konusu dahi olmayabilir de!

Yasa çıkacak mı, hangi maddeler üzerinde uzlaşıldı, eylüle mi bırakılacak sorularının cevaplarını kovalarken; milyonlarca vatandaşın ekmek ve su gibi beklediği bu kritik aşamanın........

© T24