Ana akım muhalif medyanın iktidar medyasıyla uzlaşma noktası; Kürtler!

Diğer

14 Ocak 2026

Tarihin karanlık bir dönemine denk geldiğimizi, bazımızın uzun zamandır bu karanlığın hızla yaklaşmakta olduğuna dair uyardığını, fakat o karanlık artık yanı başımıza kadar gelmiş olsa dahi hâlâ uyanamayanlarımızı görmek acı.
Barış gazeteciliğini benimseyemeyişimize, kendimize bu dili yediremeyişimize tanık olmak ne acı.
Kendimize yediremediğimizin ne olduğunu algılamak, görmek, fark etmek daha da acı.
Bugün gazetecilik ve başarılı gazetecilik adına baktığımızda Türkiye’de siz ne görüyorsunuz bilmiyorum ama benim gördüğüm tablo, her tarif edişimden sonra yeni küskünler yaratıyor.
Artık onu da yapmayı anlamsız buluyorum.
Kimsenin kendine çeki düzen vermeye niyeti yok besbelli. Ama yine de yapılan savaş yandaşlığıysa, düşmanlıksa, tarafgirlikse ifşayı kıymetli buluyorum.
İfşa edelim ki tarihe gerçekten de eylemleriyle, söylemleriyle geçsinler; bunu önemsiyorum.

Gazeteciliğin içine sıkıştığı bu tablo, yaşamın olağan akışında bir şekilde akıp gidiyor, evet; ama beklenmedik olaylar, insanlık dışı cereyanlar ve çatışma anlarında o akış yerini büyük bir fiyaskoya bırakıyor.

Malumunuz, Suriye’nin artık birçok noktasında İsrail bayrağı dalgalanıyor. Bu bilgiyi cebimize koyalım lütfen. Bugün bunu mesele etmeyenlerle, zamanı geldiğinde konuşabilecek düzlemi bulabilirsek inşallah konuşuruz.
Bana göre Türkiye’nin en büyük gündemi İsrail’le sınır komşusu olmuş olmaktır ama işin o kısmını konuşan yok.
İsrail’i konuşmuyoruz ama Suriye’deki Kürtlerin bizim için, bekamız adına ne kadar tehlikeli olduğu konusunun üzerinde tepiniyoruz; tuhaf!
PYD’nin Türkiye’nin en büyük düşmanı olduğunu konuşuyoruz ama bunu hangi göstergeye göre ve neyi veri kabul ederek belirliyoruz, o da önemli ölçüde cevapsız.
İnanın derdim Suriye meselesini konuşmak değil. Onu daha çok konuşacağız belli ki.

Benim bugünkü derdim, çokça seferde olduğu gibi aynı mesleği, üstelik ‘muhalif’ tanımıyla paylaştığım insanlar ve kurumlarla.
Bakınız, yandaş medyayı konu dahi etmiyorum, en nihayetinde adeta emir eriler.
Ama Türkiye’de bir de muhalif bir ana akım var.
Oldukça güçlü bir etki alanları, gür sesleri var; birçok insana ulaşıyor ve görüşlerini şekillendirmede aktif rol oynuyorlar.
Bugün bu ana akımın Kürt meselesine dair yaklaşımını Suriye’de yaşanan örnek üzerinden masaya yatırmak istiyorum.

Suriye’de yaşananlar malum, aktörler malum, kimin ne istediği malum…
Fakat biz bu Suriye’yi de bu aktörleri de ilk defa tartışmıyoruz.
Hatırlarsınız, daha çok taze: Vaktiyle Ahmet El Şara yönetiminde olan HTŞ, Suriye’de Alevilere ve Dürzilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi. Soykırıma varan, savaş suçları içeren korkunç şeyler yaşandı.........

© T24