Agos’un 30. yaş gününden: Hrant Dink’in acısıyla Agos’ta buluşmanın umudu

Geçen hafta sonu haftalık Agos gazetesinin 30. yaş gününü kutlamak için yeni binasına doğru yürürken, 19 yıl önce o gün işten eve yürüdüğüm anları hatırladım.
- O zaman Vatan gazetesinde çalışıyorum - Teşvikiye sapağında önümde yürüyen bir adamın, titreyerek eline aldığı telefona “Hrant’ı vurmuşlar abi, vurmuşlar Hrant’ı” diye haykırışı ve o anın hayatımda kapladığı yeri düşündüm.
O an gözlerim dolmuş, vücudum kaskatı kesilmişti.
Önümdeki adam gözyaşlarını gizlemeden, avazı çıktığınca aynı sözleri tekrarlamaya devam ederek hızla gözden kaybolmuştu.
Tüm sokak o adamın arkasından bakıyordu.

19 Ocak 2007 Cuma günü.
Aslında kısacık olan o yolu çok uzun yürümüştüm. Evde kendime gelip hızla Hrant Dink’in vurulduğu yere, yani Agos’un önüne - o zaman Osmanbey’de Sebat Apartmanı’ndaydı Agos- gittiğimi; kalabalığın çoktan toplanmaya başladığını, herkesin ağladığını, ailesi ve dostlarının binada toplandığını, hava kararınca herkesin elinde birer mum belirdiğini, çiseleyen yağmurdan elindeki mumunu şemsiyeyle koruyan kalabalıkları, buz gibi havada üşümeyen o yüzlerin hissedilen acıyla birbirini selamladığını hatırlıyorum… Evet, o anları dün gibi hatırlıyorum.

Belki kendi hayatımdan keskin anları, kişisel kayıplarımdan çoğunu bu kadar net hatırlamıyor olabilirim. Çünkü o an, o vurulma, o cinayet ve beraberinde yaşanan her şey beni ben, bizi biz, sizi siz yapan o ortak yıkım anlarından biriydi. Türkiyeli olmayı sarsılarak idrak ettiğimiz o çok travmatik, bizi acılarda birleştiren ortak anlardan sadece biri.
Hrant Dink’in ifadesiyle, “bir güvercin tedirginliğinde” yaşamanın ne demek olduğunu o anda hepimiz çok iyi biliyorduk.

Peki kimdi bu “hepimiz?”
Türkiye’nin çoğunluğu değildi elbette.
Ama aydınlık bir ülke, eşitlik ve adalet isteyen........

© T24